MÜNEVVER ÖZGENÇ YAZDI: BİR KUŞAKTAN BİR KUŞAĞA…

“…Boğaziçi, yalnızca Boğaziçi değil. Yalnızca bir rektör dayatması değil. Böyle olduğu dünden belli! Yaşananlar, yeni bir Anayasa yapmak, yetkilere yetki katmak, kim bilir daha hangi kuşatmalar yaratmak için, suyun gözünü bulandırmaktan başka bir şey değil. “Boyun eğmeyeceğiz!” “Vaz geçemeyeceğiz!” ” diyor gençler. Haklısınız çocuklar!..”
MÜNEVVER ÖZGENÇ
Karanlık zamanlardan geçiyoruz. Hayra çıkmaz düşler gibi.
Uğursuz bir karabasan; ağır ve sinsi!
Uyanmak tek çaresi!..
Açlık mı, yokluk mu, işsizlik mi desem ülkenin baş meselesi?
Can korkusu galebe; hepsinden önemlisi.
Tüm dünyada aklı başında devletler sosyal devletliğini gösterirken zor günlerinde insanlarına, bizimki ‘itibara’ eli açık, halkına kısmık!
Hele aşı sürüncemesi; gel de içinden çık!
Nerden baksan yasak savma, nerden baksan avutma.
Varsa yoksa bir avuç sermaye; bu düzen sürsün, daha da pekişsin diye!
Korkular bu yüzden: Ya son bulursa hükümranlık!
Adı başka, yönü başka da olsa, her dönem bu ülkenin en dirençli damarı; baş eğmeyen, sorgulayan, bilim-bilinç kuşanmış genç kuşaklarına dadanan alıcı kuşlar misali, geçmişten beri:
İzliyor birileri. Bakışlar kinli, sözler zehir-zemheri!
Kimilerine göre “terörist’, kimine göre” yılanın başı, ezilmeli”
Saldırıyorlar, yatırıyorlar, yerlerde sürüklüyorlar en seçkin, en zeki, en parlak öğrencileri!
Boğaziçi, yalnızca Boğaziçi değil. Yalnızca bir rektör dayatması değil.
Böyle olduğu dünden belli!
Yaşananlar, yeni bir Anayasa yapmak, yetkilere yetki katmak, kim bilir daha hangi kuşatmalar yaratmak için, suyun gözünü bulandırmaktan başka bir şey değil.
“Boyun eğmeyeceğiz!” “Vaz geçemeyeceğiz!” ” diyor gençler.
Haklısınız çocuklar!
İnandığımız değerler, özgürlük- eşitlik- hak- emek, insanca yaşam adına; zorluklara, sürgünlere, ölümlere savrulsak da bir zamanlar, kırk yıl evveli:
Biz eğdik mi ki!
Kaç kuşak geçse de aradan, bir kere işlemeye görsün kanına: “Yârin yanağından gayrı, her şeyde, her yerde hep beraber” misali, Sömürüsüz- Savaşsız- Sınırsız dünya düşlerimizden vaz geçtik mi ki?
En temel insan haklarını, insanlık onurunu hedef alarak; demokrasi ve örgütlülük anlamında diş ile tırnak ile kazanılan ne varsa, yerle bir edip eşi görülmemiş bir toplumsal yıkımla adım adım ülkeyi bugünlere taşıyan,
Hepsinden acısı güzeller güzeli bir kuşağa kıyan!
12 Eylül 1980 faşist darbesinden mirastır bugüne kalan…
Ya, bizden önceki- bizlere önder o yiğit kuşak? Ülkesinin bağımsızlığı ve halkının mutluluğu uğruna darağaçlarına salınan…
Bilesiniz, Z kuşağı hepsinden haberli!
Başta o soylu GEZİ. Daha dün gibi.
Varsın bilmesinler o dediklerini.
Şimdi, bilim yuvası özgür üniversiteleri, onun demokratik gelenekleri ve onurlu bir gelecek için günlerdir direniyorlar.
“Eğil dalga, bükül demir”
Gençler eğilmez, biat etmez!
Değil mi ki tam da bu yüzden baskı, gözdağı, bunca tedbir?
Demem o ki:
Bir kuşaktan bir kuşağa
Bu korkmalar boşa değil!

















