Evdeki fare

“…Peki, orası AVM olursa Mersin’in fakiri fukarası, orta gelirlisi bir daha gezebilecek mi Çamlıbel’i. Hadi gezdi diyelim, oturup bir ekmek arası balık yiyebilecek mi? Bir çay içebilecek mi gariban işi. Yoksa orada da Marina’daki gibi adisyonu kabarık lüks mekanlar mı olacak?…”
ABİDİN YAĞMUR
“Allah kedinin bile hayırlısını versin” demiş Ali Kızıltuğ ve şöyle bir hikâye anlatmıştı bir bandında.
Ankara’nın gecekondu dönemleri.
Adamın biri bir gün demiş ki:
“Allah kedinin bile hayırlısını versin!”
Yanındakiler sormuşlar tabi, o nasıl iş, kedinin hayırlısı ne hayırsızı ne diye, adam da anlatmış:
“Efendim ellerin kedisi, evdeki fareyi tutar, evden çıkarır, ta şuralardaki tarlalarda yer.
Eve geri gelir.
Biz de bir kedi aldık babam.
Evdeki fareyi tutmuyor da gidiyor ta şuralardaki tarlalardan fare yakalıyor.
Onu da bizim eve getiriyor.
Odada depoluyor.
Onun için Allah kedinin bile hayırlısını versin!”
*
Haksız mı?
*
Bizim Türkiye’de kimi belediye başkanları da bu hikayedeki kedi gibi.
Evdeki fareyi tutmuyor da gidiyor dışarda fare tutup eve getiriyorlar.
Şehrin sorunlarını çözmüyorlar da gidip şehre yeni sorunlar getiriyorlar.
Şehirdeki mevcut aksaklıkları, mevcut haksızlıkları engellemiyor, şehirdeki mevcut havada bulup tavada yiyenleri tasfiye etmiyorlar da, başka şehirlerden havada bulup tavada yemeci getiriyorlar.
*
“Lafı uzun etme Abidin, düz konuş, biz de bilelim” diyenler vardır.
Düz konuşuyorum:
Konumuz Çamlıbel…
Ulaştırma Bakanlığı, Spor Bakanlığı kafa kafaya vermiş, bizim Çamlıbel’e su sporları merkezi yapmak istiyor.
Adı su sporları merkezi ama gidişat belli, eninde sonunda AVM olacak.
Geçmişte örneklerini gördük çünkü.
Hem kendileri diyor plan notunda, yeme içme, gezme tozma, alışveriş filan…
Akdeniz Belediye Başkanı projeyi ısrarla istiyor, övüyor da övüyor.
“AVM olmayacak ya! Merak etmeyin!” diyor.
Diyor da mal sahibi kendisi değil, iş sahibi kendisi değil, proje sahibi kendisi değil, dilediği kadar konuşsa ne fayda?
*
Aynı belediye başkanı dönüyor kaldırım ve asfalt yapmak için borç para arıyor!
“Meclis borçlanma yetkisi versin ki kaldırım yapacağım, asfalt dökeceğim” diyor!
Yani kasası tam takır kuru bakır kalmış belediyenin.
Asfalt dökmeye, kaldırım dizmeye parası yok belediyenin.
Ama tutuyor Ankara’nın kurt bürokratlarıyla İstanbul’un kurt rantiyecileriyle su sporları merkezi konusunda aşık atmaya kalkıyor!
Adamlar kurdun önde gideni, bayrak tutanı; bir bakmışsın 1 yıl sonra konduruvermişler AVM’yi.
Ne yapacak o durumda belediye başkanı?
“Ruhsat muhsat parasıyla bari kasamıza para girer mi” diyecek.
Girsin, kazansın, belediye de bizim belediyemiz sonuçta.
*
Peki, orası AVM olursa Mersin’in fakiri fukarası, orta gelirlisi bir daha gezebilecek mi Çamlıbel’i.
Hadi gezdi diyelim, oturup bir ekmek arası balık yiyebilecek mi?
Bir çay içebilecek mi gariban işi.
Yoksa orada da Marina’daki gibi adisyonu kabarık lüks mekanlar mı olacak?
Nereye varacak işin sonu, kestirmek zor mu?
*
Ben siyasetten anlamam.
Kafam pek almaz oraları.
Mersin’i bilirim, ona göre diyeceğimi derim.
Birincisi, Çamlıbel’i bu haliyle bırakın!
Sağını solunu düzeltin eyvallah.
Temizleyin eyvallah.
Bakım yapın, makyaj yapın ona da eyvallah.
Ama AVM yapmayın!
Fakirin, orta hallinin bir Çamlıbel’i var, onu da elinden almayın!
İkincisi daha mühim…
Madem Ankara’da bu kadar etkiniz, bu kadar gücünüz var, bakanlar sizin partiden, bakanlar sizin sözünüzden çıkamaz madem sayın belediye başkanı…
Söyleyin de bir 25 milyon liracık ateşlesinler belediyeye, kaldırım dizmek, asfalt dökmek için borç para aramayın!
















