Bu TÜİK bir harika!

“…Neymiş, “işe ihtiyacın var mı? ” diye değil de, “iş arıyor musun?” demişler. Ha Ali Veli, ha Veli Ali halbuki. Bitmedi, “son altı aydır iş aradın mı? ” yerine “son dört haftadır iş baktın mı?” şeklinde sormuşlar. Geç bunları anam, babam geç bunları. Hem kim demiş her evde en az iki işsiz var diye kim demiş ama kim? Hem de çoğu üniversiteli! Kimler umudunu kesmiş iş bulmaktan biz de bilelim?…”
MÜNEVVER ÖZGENÇ
Dostunu düşmanını bilmem de niyet ettim, bundan böyle değişeceğim.
Yok öyle hasetlik fesatlık, olup bitenlere olumlu bakacağım artık.
Gezi de bizim çocuklar yedikleri gaz için yapmıştı mesela ; “gözlere şifalı, nefes daralmasına birebir yemeklerden sonra bir fıs iyi gelir” diyerek.
Kulak asmadık, gaz gelen yerden nefesimizi esirgeriz hala.
Birilerini ya da bir şeyi dilimize dolamayalım yeter ki Nuh der peygamber demeyiz bir daha.
Söz gelimi şu TÜİK. Son günlerde hedefte. Halbuki yaz demeden, güz demeden gerekirse hane hane rakamlara boğulur. istihdamdan tüketime, gelirden yoksulluğa türlü çeşit anketler yaparak istatistiklere bağlar durur.
Sepet sepet yumurta 418 madde- 897 kalem ürün birden her ay sepetleri donatır.
Kesme şekerden ampule, deodorantdan kontakt lense, misafir kolonyasından stor perdeye. Arada enflasyon ağırlığındaki payları ile oynadığı da var elbet. Bazılarını ekler, bazılarını çıkarır, o da onun meşgalesi ne diyelim. Söz gelimi son Mayıs endeksinde aspiratör ve fotoğraf makinasını atıp, davlumbazla çocuk taytını almış. Bir de temel ihtiyaçların payı bir öncekine göre biraz daha azalmış. Bu kadarcık kusur kadı kızında da bulunur.
Şimdi anlıyorum da bütün bunlar kötü niyetten değil, “eğil salkım Söğüt eğil” tek biz fakirler kendimizi iyi hissedelim diye.
Gelelim işsizlik verilerine: Bu da düşmüş. İtirazın bini bir para. Bakılınca son açıklanan rakamlara, hem de yığınla iş kayıplarının yaşandığı bu salgın döneminde işsiz sayısı bir önceki aya göre 573 bin azalmış güya.
Neymiş, “işe ihtiyacın var mı? ” diye değil de,
“iş arıyor musun?” demişler. Ha Ali Veli, ha Veli Ali halbuki. Bitmedi, “son altı aydır iş aradın mı? “ yerine “son dört haftadır iş baktın mı?” şeklinde sormuşlar.
Geç bunları anam, babam geç bunları. Hem kim demiş her evde en az iki işsiz var diye kim demiş ama kim? Hem de çoğu üniversiteli! Kimler umudunu kesmiş iş bulmaktan biz de bilelim?
Bunlar yeni başkandan kaynaklanmış güya. Laf aramızda yeni damat, aileden sayılır.
Ama ben en çok mutluluk anketini sevdim. “Yaşam Memnuniyeti Araştırması” diyorlar adına, yıl yıl yapılır bilirsiniz. Mutlu olanların oranı % 50 yi düşmez hiç. Geçen yıl düşmüş azıcık, yüzde 52.4.
Kadınlar erkeklere, evliler evli olmayana göre daha mutlu. Tam bana göre. Eğitim yükseldikçe mutluluk azalıyormuş bir tek. Bildiklerimi unutmaya bakar o da.
Tut ki devir saltanat, dönem damat dönemi:
“Gül yüzlülerin şevkine gel huş edelim mey
İşret edelim yar ile şimdi demidir hey”
Artık bakış açımı değiştirdim ben.
Tavsiyem şu ki siz de bırakın öküz altında buzağı aramayı.
Şimdi bir maskeyi bile alamadık diye sokranıyorsunuz ya maske de neymiş, görün kapı gibi bir kalkan hazırlanıyor, yolda. “İstihdam kalkanı paketi”
Yaşamak neye yarar, iş olmayınca!
Bakmayın sendika başkanlarının işçiyi doldurup meydanları göstermelerine.
Çok ta dert edinecek mevzular değil bence esnek yaşam, güvence..
Şimdi de yeni bir fişek; kıdem tazminatları kuşa çevrilecekmiş de, üçte ikisi fona devredilecekmiş falan filan. Hangi fona helal gelmiş şimdiye dek.
Belli istisnalar dışında altmış yaşına kadar zırnık koklatmayacaklarmış sonra. Bugüne kadar alanlar aldı da ne oldu, başları göğe mi erdi ben de içinde. Sonunda tükenmedi mi bir biçimde.
Para dediğin nedir ki hem.
Para deyince, bakın paraya kıyıp saray erkanından sanatçılarla online konser bile ayağınıza geldi de oturduğunuz yerde, kaçınız dinlediniz?
Tutturmuşsunuz kıdem tazminatı da, kıdem tazminatı.
Tamamlayacaklarmış işte eksik olanı!
Bundan kelli bakmayacağım kim kime ne der, kim ne söyler.
İsterim ki huzurla geçsin hiç değilse ömrümüzün geri kalanı
“Mecliste çalındı yine tambur ile neyler
Düm de re la dir na te ne dir na te ne dir ney”
(*)
(*)beste Tab’i Mustafa Efendi.
Lale devri, sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa dönemi.
Dipnot: “Öyle Ağırımki Kendime” başlıklı bir önceki yazımda: şarkının müziğinin Mazlum Çimen yerine Madımak katliamında yitirdiğimiz babası Nesimi Çimen’e ait olduğu belirtildiğinden, yanlışlıktan ötürü okuyanlar bağışlasın.
















