Ballı para!

“…O mahallelerin, o köylerin yerlisi, o arsaların ilk sahipleri olan kişiler, Pozcu’da incir, üzüm yaprağı satarken, senin arsa sahibi, zengin ve de mağdur arkadaşların arsalarının değeri artıyor. Tesadüfe bak, sana düğünde takılan altınlar vardı ya, onlar da doğurmuş o arada…”
ABİDİN YAĞMUR
Diyelim ki gittin alın teri dökerek, kendi emeğinle çalıştın, o iş karşılığında aldığın para ne olur?
Helal para…
*
Emekçi olmak zorunda değilsin ya, diyelim ki tüccarsın, mal aldın üçe, sattın beşe, kazandığın para ne olur?
İyi para…
*
Tüccar olmak zorunda değilsin ya, diyelim ki böyle lotoydu, totoydu, anamın dediği gibi humardı, kumardı oynayan birisin, bir gün zar şansın döndü, kazanacağı kazandın, o para ne olur?
Tatlı para….
*
İnsan hep kumarda şanslı olmaz ya, diyelim ki atadan dededen zenginsin, daireler kirada, tarlalar icarda, oradan gelen para ne olur?
Güzel para…
*
Atadan dededen mal varlığı yoktur da atadan dededen kalma cinlik vardır, e memlekette enayi de çok, buldun bir para ağacı, herif ayıkana kadar yoldun diyelim, oradan kopardığın para ne olur?
Enayi parası…
*
Her zaman enayi bulamazsın ama çok para kazanmaya hevesli açıkgöz her zaman bulunur ya, diyelim ki açıkgözün birini suya götürdün, susuz getirdin, parasını iç ettin, o para ne parası olur?
Voli parası…
*
Canım para kazanmak için her zaman böyle cafcafa, böyle karmaşaya gerek var mı?
Diyelim ki paranın çok olduğu, sıcak paranın oluk oluk aktığı bir kamu kurumunda, mesela belediyede yetkilisin.
Yetkili ne kelime, bildiğin en etkilisin.
Etrafında sevenin çok, arkadaşın çok….
Her gün biriyle akşam yemeğindesin.
Tesadüf bu ya o sevenlerin, arkadaşların hepsi de zengin.
Tesadüfün iğne deliği, o zengin arkadaşların hepsi aynı zamanda arsa zengini.
Tesadüfün iğne deliğine sığacak iğne deliğine bakın ki, o arkadaşlarının hepsinin de arsaları sorunlu.
Kat çıkacak çıkamıyor.
Gökdelen dikecek dikemiyor.
Blok atacak atamıyor.
AVM’ye verecek veremiyor.
Özel okula satacak satamıyor.
Özel hastaneye kakalayacak kakalayamıyor.
*
Mağdurlar, yazık!
*
Fakat işleri birdenbire çözülüyor…
O mahallelerin, o köylerin yerlisi, o arsaların ilk sahipleri olan kişiler, Pozcu’da incir, üzüm yaprağı satarken, senin arsa sahibi, zengin ve de mağdur arkadaşların arsalarının değeri artıyor.
Tesadüfe bak, sana düğünde takılan altınlar vardı ya, onlar da doğurmuş o arada.
Bir sürü olmuşlar.
Çilin surata yayılması gibi yayılmışlar, Himmet ağabey gelse sayamaz!
İşte o bir sürü olan altınlardan elde ettiği para ne olur?
Çil para…
*
Fakat altın fiyatlarındaki artış da ortada canım, senin para başka şekilde de büyümüştür.
Bir şekilde büyümüştür işte, ne bileyim.
O para ne olur?
Ballı para…
*
“Bal tutan parmağını yalar” demişler ya.
Bal kovanının başında sen varsın…
Yalıyorsun…
Bal lezzetli. Yaladıkça bağırıyorsun:
“Yandım anam yandım”
Etrafını saranlar tetikte, kızıyorlar:
“Biraz da biz yanalım…”
Fakat sen yalama işini başkasına bırakmak istemiyorsun.
*
Bir yandan çil çil altın parası…
Bir yandan ballı dolar parası…
Var mı şu şehirde senden ballısı?
















