ALİ ÖZTÜRK YAZDI: BİZLER: YENİDEN BAŞLAMAK İÇİN

Bizler, bu ülkenin demokrasiye, hukuka ve halk iradesine inanan yurttaşlarıyız. Bugün bulunduğumuz noktada sadece siyasi rakiplerimizin gücünü değil, kendi eksikliklerimizi de görmek zorundayız. Çünkü iktidarın uzun yıllardır kurmaya çalıştığı düzen, toplumu kutuplaştıran, siyaseti etkisizleştiren ve muhalefeti kendi iç tartışmalarına hapseden bir düzendir. Eğer bugün enerjimizi halkın sorunlarından uzaklaştırıp yalnızca iç çekişmelere yöneltiyorsak, tam da istenen noktaya sürüklenmişiz demektir.
ALİ ÖZTÜRK
Halkın iradesinin üzerinde hiçbir makam, hiçbir güç ve hiçbir vesayet kabul edilmemelidir. Seçilmiş iradeye müdahale anlamına gelen hiçbir kayyum uygulaması meşru görülmemelidir. Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik olası bir kayyum girişimi de milyonlarca seçmenin tercihine müdahale anlamına geleceğinden kabul edilmemeli, demokratik yollarla ve güçlü bir toplumsal iradeyle reddedilmelidir.
Demokratik siyasetin geleceği için kurumların kendi iradeleriyle yönetilmesi sağlanmalıdır. Kayyum anlayışına karşı net ve kararlı bir duruş sergilenmelidir. Siyasi partilerin iç işleyişleri yargısal veya idari müdahalelerle değil, üyelerinin ve delegelerinin iradesiyle şekillenmelidir.
Bu nedenle Cumhuriyet Halk Partisi’nde belirsizlik uzatılmamalı, tartışmalar derinleştirilmemeli ve derhal kurultay süreci işletilmelidir. Parti tabanının, delegelerin ve üyelerin söz sahibi olacağı demokratik bir kurultay gerçekleştirilmelidir. Meşruiyetin kaynağı halktır; halkın örgütlü iradesinin temsil edildiği kurultay mekanizmaları çalıştırılmalıdır.
Ancak yalnızca karşı çıkmak yeterli değildir.
Yeni bir yol açılmalıdır.
Bu yol, öfkenin değil aklın; hamasetin değil çözümün; kişilerin değil ilkelerin yolu olmalıdır.
Bizler;
* Demokrasiye koşulsuz bağlı kalınmasını savunmalıyız.
* Hukukun üstünlüğü herkes için eksiksiz uygulanmalıdır.
* Şeffaflık ve hesap verebilirlik yalnızca talep edilmemeli, hayata geçirilmelidir.
* Farklı düşünen insanlar düşmanlaştırılmamalı, eşit yurttaşlık temelinde bir araya gelinmelidir.
* Gençlerin, kadınların ve emekçilerin siyasette daha fazla söz sahibi olması sağlanmalıdır.
* Siyaset yalnızca seçim dönemlerine sıkıştırılmamalı, hayatın her alanında örgütlenmelidir.
Yeni dönemin mücadelesi yalnızca iktidarı eleştirme mücadelesi olmamalıdır. Aynı zamanda güven veren, çözüm üreten ve topluma umut aşılayan bir siyaset anlayışı inşa edilmelidir. İnsanlar yalnızca neye karşı çıkıldığını değil, neyin nasıl yapılacağını da görebilmelidir.
Bu nedenle;
Ekonomiye dair somut çözümler geliştirilmelidir. Yerel yönetimlerde ortaya çıkan başarılı uygulamalar yaygınlaştırılmalıdır. Mahallelerde, işyerlerinde ve üniversitelerde yeniden örgütlenilmelidir. Toplumun her kesimiyle doğrudan temas kurulmalı, siyaset halkın gündelik yaşamının doğal bir parçası hâline getirilmelidir.
Sosyal medya tepkilerinin yerine sahadaki dayanışma güçlendirilmelidir. Sloganların yerine program, kişisel hesapların yerine ortak akıl konulmalıdır. Kısa vadeli tartışmalar yerine uzun vadeli demokratik hedefler belirlenmelidir.
Kayyum anlayışının normalleştirilmesine izin verilmemelidir. Halk iradesinin yerine atanmış iradelerin geçirilmesi kabul edilmemelidir. Demokratik meşruiyetin tek kaynağının halk olduğu gerçeği her koşulda savunulmalıdır.
Aynı şekilde, parti içindeki meşruiyet tartışmaları da geciktirilmeden çözüme kavuşturulmalıdır. Bunun yolu derhal kurultayın toplanmasından geçmektedir. Kurultay ertelenmemeli, belirsizlik sürdürülmemeli ve parti tabanının iradesi açık biçimde ortaya konulmalıdır. Güçlü ve birleşik bir muhalefet ancak demokratik meşruiyetini yenileyerek topluma güven verebilir.
Çünkü değişim yalnızca iktidarın yıpranmasıyla gerçekleşmez. Değişim, toplumun umut duyacağı bir alternatif ortaya çıktığında gerçekleşir.
Bu ülkenin geleceğinin korkuyla değil umutla kurulacağına inanılmalıdır.
İlkelerden vazgeçilmemeli, demokratik mücadeleden ayrılmamalı, halkın iradesi kararlılıkla savunulmalı ve yeni bir siyaset anlayışı inşa edilmelidir.
Mevcut yapıların bu sorumluluğu taşıyamadığı noktada ise, aynı ilkelere bağlı yeni bir siyasi hareketin doğması ve halkın önüne alternatif olarak çıkması demokratik mücadelenin meşru yollarından biri olarak görülmelidir. Ancak hangi yapı tercih edilirse edilsin, meşruiyet halktan alınmalı, kararlar demokratik yöntemlerle verilmelidir.
Çünkü mesele yalnızca bir partinin geleceği değildir.
Mesele, Türkiye’de demokrasinin, hukuk devletinin ve halk egemenliğinin geleceğidir.
Bu mücadele, kişilerden daha büyük, makam ve unvanlardan daha değerlidir.
Şimdi görev; şikâyet etmek değil, örgütlenmektir. Beklemek değil, üretmektir. Susmak değil, anlatmaktır. Ayrışmak değil, ortak bir gelecek etrafında birleşmektir.
Kayyum reddedilmelidir.
Kurultay derhal yapılmalıdır.
Halkın iradesi esas alınmalıdır.
Yeni yol budur.
















