Dolar 45,0098
Euro 52,8050
Altın 6.815,04
BİST 14.409,07
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin 21°C
Az Bulutlu
Mersin
21°C
Az Bulutlu
Cts 23°C
Paz 26°C
Pts 22°C
Sal 22°C

Yalandan kim ölmüş?

Yalandan kim ölmüş?
17 Ocak 2023 11:47
356
A+
A-

“…Haberler kısa, yalanlar uzun… Hangi birini seçeceğimizi de bilemez olduk. O yalana mı yalan demeli, bu yalana mı yalan demeli?”

ABİDİN YAĞMUR

 

“Bu mandalina tatlı mı” diye sordu yaşlı kadın, manav tezgahının arkasındaki genç oğlana.

“Yok teyzem” dedi oğlan. “Ekşice biraz.”

Kadın uzaklaştı.

“Tatlı desene oğlum” diye çıkıştı ötedeki orta yaşlı erkek.

Abi ekşi ya hani. Ayıp olmasın diye…”

“Lan yalandan kim ölmüş ya” dedi beriki.

Elmaların yerini değiştirmeye koyuldu.

*

Diyarbakırlı ekmek işçilerinin eylemi, bence işçi sınıfının son zamanlarda yaptığı en çarpıcı eylemlerden biriydi.

Ekmek ustası şöyle diyordu:

“Yere düşen ekmeğe basmaktan imtina eden bir millet, ekmekçinin hakkının yenilmesine razı olmayacaktır.”

*

“Lan yalandan kim ölmüş ya” diyen manav, yere düşen ekmeğe basar mıydı?

Mandalinaların ekşi olup olmadığını soran yaşlı kadın, yalandan kim ölmüş der miydi?

*

Yalandan kimsenin ölmediği zamanlara düştük gerçi.

Eskiden de öyle değil miydi?

Öyleydi de…

Şimdi daha beteri oldu…

O zaman şöyle diyelim:

Yalandan kimsenin ölmediği, yalan söyleyenlerin el üstünde tutulduğu çağda yaşadık!

Hah, şimdi oldu!

*

Gündüzleri TRT Nağme dinliyorum, gazetede çalışırken.

Akşamları TRT Nağme dinliyorum, belediye otobüsünde, arka koltukta.

Usul usul, ince ince ince doluyor şarkılar odaya, otobüse.

Saat başı haberlerinde  bir haber dinledim o akşam.

Kısa.

Çok kısa bir haber.

Upuzun bir yalan.

Karmakarışık bir çarpıtma.

Eksiltme.

Konu CHP genel başkanı, komutanlar, siyaset, alkış filan…

Ayrıntısına girmeyeceğim haberin.

Dedim ya, çok kısa bir haber, upuzun bir yalan, karmakarışık bir çarpıtma.

*

Bana bu satırları yazdıran o TRT muhabiri ile editörleri, yere düşmüş ekmeğe basar mıydı?

*

Yalandan kimsenin ölmediği, yalan söyleyenlerin el üstünde tutulduğu çağda yaşadık, demek de yetmeyecek sanırım.

O zaman şöyle mi demeli:

Kısacık haberlerin upuzun yalanlar dizdiği çağda yaşadık!

*

Böyle daha iyi oldu galiba.

Haberler kısa, yalanlar uzun…

Hangi birini seçeceğimizi de bilemez olduk.

O yalana mı yalan demeli, bu yalana mı yalan demeli?

*

Saat 17.00’de radyonun sesini kısmıştım.

17.10’da haberler bitti, radyonun sesini açtım.

Usul usul, ince ince ince doluyor şarkılar odaya.

Pencereden Mersin’i izliyorum.

Soruyorum:

“Bu kadar yalan söyleyen insanlar yere düşmüş ekmeğe basar mıydı?”

 

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.