Dolar 45,1846
Euro 52,9954
Altın 6.703,28
BİST 14.442,56
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin 21°C
Hafif Yağmurlu
Mersin
21°C
Hafif Yağmurlu
Paz 18°C
Pts 16°C
Sal 17°C
Çar 20°C

Şerife Arıcı Yıldız yazdı: Limonun Avukatlığı….

Şerife Arıcı Yıldız yazdı: Limonun Avukatlığı….
12 Nisan 2021 10:35
570
A+
A-

“…Onları dinlerken bir avukat olarak orada bulunmanın derin hazzını yaşadım. Bundan daha haklı bir dava olabilir miydi? Limonun avukatı olmak ne değerli bir şeydi . Öyle ya bölgenin geçim kaynağı olan limon on yıllarca  çocuklara okul masrafı, kızlara çeyiz, gelinlere sarı burma oğlanlara araba olmuştu. Limonla altın birdi Mersin’de…”

 

ŞERİFE ARICI YILDIZ

30 yıla yaklaşan meslek hayatımda bir avukatlar gününü daha yaşıyordum. İlk yıllarda büyük bir gurur ve kıvançla kutladığımız bu özel gün, hukukun, mahkeme kararlarının yok sayıldığı, yargının vesayet altında olduğu, üstünlerin hukukunun egemen olduğu, avukatların sırf muhaliflerin savunmasını yaptığı için ceza evlerinde tutulduğu,  görevi başında öldürüldüğü bir süreçte kutlanacak gün olmaktan çıkmıştı.

Her şeye rağmen kutsal bir görev olan savunmanlığı yaparken artık sadece hakkı değil, hukukun üstünlüğünü, yargının bağımsızlığını da savunuyorduk.

İnsan hakları, kadın hakları, çevre hakları her gün yönetenlerce ihlal edilirken, yaşamın her mecrası bizim için bir savunma alanı olmuştu.

Yaşadığım kent Mersin bu ihlallerden fazlasıyla nasibini alan bir kent.

Nükleer santral, HES ler, BES ler,  taş ocakları, balık çiftlikleri, propilen tesisleri, liman genişletmeleri derken, sıra tarım alanlarına , narenciye bahçelerine geldi. Hızla bütün yaşam alanları yatırım adı altında  yok edici bir rantiyer saldırıya maruz kalıyor.

Bizim gibi hak savunuculuğunu adliye ile sınırlamayan avukatlara da  mağdurları savunmak düşüyor. Tüm bu olumsuz tablo içerisinde sevindirici olan, insanlarda  çevre saldırılarına karşı, yavaş yavaş da olsa direniş ve mücadele bilincinin gelişmeye başlaması.

Bunun son örneğini Mersin Davultepe ve Kale köylülerinin narenciye bahçelerinin sanayi sitesi alanına dönüştürülmesine yaptıkları itiraz ve direnişde gördük.

Mersin Çevre Platformu olarak bu direnişe destek verdik.

Plana yapılacak itiraz Avukatlar Gününe rastlamıştı.

Köylülerle Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü Binası önünde buluştuk.

En yalın halleriyle ellerinde zeytin dalları, limon dallarıyla köylüler oradaydı. Genci de, koltuk değneğiyle yürüyen yaşlı teyzesi de heyecanla basın açıklamasına katıldı.

” Limon ağaçlarımıza ‘ zeytin ağaçlarımıza kıyamazsınız! Onlar bizim yıllardır çocuğumuz gibi bakıp büyüttüğümüz kıymetimiz kimseye vermeyiz! Bahçelerimizi betona dönüştürmeyin! Diyorlardı.

Biz de bu haklı direnişte onların arkasında yer aldık.

Onları dinlerken bir avukat olarak orada bulunmanın derin hazzını yaşadım. Bundan daha haklı bir dava olabilir miydi?

Limonun avukatı olmak ne değerli bir şeydi .

Öyle ya bölgenin geçim kaynağı olan limon on yıllarca  çocuklara okul masrafı, kızlara çeyiz, gelinlere sarı burma oğlanlara araba olmuştu.

Limonla altın birdi Mersin’de.

Limoncular hasatını satar, kız oğlan evlendirir, eşlerine bir sarıyı limonu satar, başka bir  sarı, 22 ayar burma bilezik  alırdı.

Yıllardır, uygulanan kötü tarım politikası karşısında ürün para etmese de direniyordu Mersin’in köylüleri bu dünyadaki en değerli meyvelerinden biri olan limon portakalı üretmeye.

Hiç bir destek sunmayan, ürünü para ettirmeyen, traktörüne bahçesine haciz getiren  devlet, üstüne üstlük narenciye bahçesini elinden alıyordu.

Basın açıklamasından önce ellerimize köyden getirdikleri limonlardan verdiler.

Mis kokulu limonları alıp kokladım” Ben bunları yemeye nasıl kıyayım?” Dedim. Kadınlardan biri sen meyvesini yemeye kıyamıyorsun ama elin adamı ağacına bahçesine kıyıyor işte” dedi.

Ne kadar haklıydı.Ağaca, narenciye bahçelerine kıymak, insana yaşama kıymanın ta kendisiydi.

Önceden hazırlanan plana itiraz  dilekçelerini imzalarken müvekkilim limonlar bana eşlik ettiler.

Mağdur ama mağrurca bakıyorlardı dilekçeye.

Avukatlar gününde limonların avukatlığını yapmaktan büyük gurur ve haz duydum.

Diliyorum bu haklı davayı kazanmanın hazzını da Kale Köyü’nün güzel insanları ile yaşayalım.

Günlerden Avukatlar Günü , müvekkilim limon…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.