Nazmi Akdağ yazdı: Şehr-i Emin

“…Mersin’in akciğeri olan Atatürk parkı Uluslararası Mersin Limanı tarafından liman sahasına dahil edilmek istenmekte. Çevreye olan duyarlığı nedeniyle Başkan Vahap Seçer bu alanın park olarak kalması için Mersin İdare Mahkemesine ÇED raporunun iptali için dava açtı….”
NAZMİ AKDAĞ
Kenti yönetenler için yeni kuşakların tanışmadığı bazı sözcükler var.
Bugün kullanılan karşılıkları tam anlamını veremiyor.
Çarşı ağası (Zabıta): Çarşıyı ve esnafı düzenli tutmak için görevlendirilmiş kimse.
Şehr-i Emin (Belediye Başkanı): Şehir için güvenilir kişi. Şehir ve içinde yaşayanları emanet bilmek, bu emanete ihanet etmemek.
Mersinlilerin oylarıyla kenti emanet ettikleri Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, kendisine emanet edilen kente ve çevresine çok hassas davranıyor.
Klasik belediyecilik hizmetlerini elbette yerine getirmeye çalışıyor.
Ama asıl ilde yaşayan tüm yurttaşların her türlü gereksinimini karşılamak için yetersiz mali kaynaklara rağmen olağanüstü çaba sarf ediyor.
Yıllar önce bir tv programında Karadeniz Ereğli’nin CHP’li Belediye Başkanı, “Sizlere yol yapacağız, suyunuzu getireceğiz gibi söylemlerde bulunarak halktan oy istiyoruz. Bunları yapmakla övünmemeliyiz. Bunlar bizim asli görevimiz. Sosyal projelerle halka dokunmalıyız” demişti.
Sosyal demokrat belediyeler misyonu gereği halkın içinde olmalı.
Son yerel seçimlerde ülkenin en büyük illerinde yönetime gelen CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanları hayata geçirdikleri sosyal projelerle halka dokunuyorlar.
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer de mali olarak zor durumda olmasına rağmen yerine getiriyor.
İşte Mersin Büyükşehir Belediyesinin halka dokunduğu sosyal projelerden bazıları:
Yiyecek kolileri yerine “Alan elin veren eli görmediği” Halk kart uygulaması,
İhtiyacı olan vatandaşlara belediye mutfağından yemek yardımı,
Köylü kadınlara hamur karma makinası,
Köylere atıkların öğütüleceği gübre makinaları,
Kırsalda yaşayan köylülere damızlık hayvan yardımı.
Mersin Büyükşehir Belediyesi sadece sosyal konulara değil, çevre ve sosyal hayatın olumsuz etkileneceği konulara eğilmekte.
Mersin’in akciğeri olan Atatürk parkı Uluslararası Mersin Limanı tarafından liman sahasına dahil edilmek istenmekte.
Mülkiyeti Çevre ve Şehircilik Bakanlığına ait olan Atatürk parkı için ÇED raporu hazırlayarak limana verilmesi için çalışmalar yapılmakta.
Çevreye olan duyarlığı nedeniyle Başkan Vahap Seçer bu alanın park olarak kalması için Mersin İdare Mahkemesine ÇED raporunun iptali için dava açtı.
Mersin ekonomik olarak ilerlemesi için yetersiz olan limanın büyütülmesi gerekli olabilir.
Mersin’e yapılacak ikinci bir limana gereksinin var mı, var. İkinci limanın olması kartelleşmeyi önleyerek rekabeti getirebileceği gibi, hem de MIP limanın yetersizliği nedeniyle İskenderun limanına kayan deniz ticaretinin yeniden Mersin’ dönmesini sağlayarak ve Mersin ekonomisine katkı sağlayacaktır.
Ama bu Mersin’in akciğeri olan bir yeşil alanın yok olmasıyla yapılmamalı.
Geçtiğimiz Büyükşehir Meclisinde Başkan Vahap Seçer, “Mersin limanı ihtiyacı karşılamıyorsa yenisi yapılabilir. Yeri de hazır. Polipropilen tesisi kurulmak istenen yer daha önce ikinci liman için ayrılan yer. Belediyemiz başta olmak üzere MTSO , Kent Konseyi ve diğer STK’ların ortak girişimiyle buraya yapılacak olan tesisinin yapımı durduruldu. Polipropilen tesisinin buraya yapımı engellendiğine göre, ikinci liman yapılmasının önü açılmıştır” dedi.
Mersin’de yaşayan vatandaşlarımızın önce sağlığı önemli.
Kentin sanayiye de ihtiyacı var mı?
Elbette var.
Sanayi demek istihdam demek.
Hiç kimse sanayi tesisi kurulmasın demiyor.
Ama yer seçimi yanlış.
MTSO Meclisi dahi burasının yanlış olduğu kararını aldı.
Başkan Vahap Seçer, çevreye ve kente karşı gösterdiği duyarlılık nedeniyle Şehr-i Emin olduğunu kanıtlıyor.
















