Dolar 46,4450
Euro 53,4922
Altın 6.411,51
BİST 14.518,39
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin 29°C
Açık
Mersin
29°C
Açık
Cum 28°C
Cts 28°C
Paz 29°C
Pts 30°C

 MÜNEVVER ÖZGENÇ YAZDI: GÜZ GÜNLERİ…

 MÜNEVVER ÖZGENÇ YAZDI: GÜZ GÜNLERİ…
18 Eylül 2021 12:48
993
A+
A-

“Cumhuriyet rejimine ilişkin, Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti tanımının karşısına:  ticarete, siyasete, yargıya yansıyacak bir inanç sistemi hevesini, başka bir deyişle din kurallarının geçerli olacağı bir toplumsal düzen hedefini açık açık konumlandırmaktan kaçınılmıyor bile…”

 

MÜNEVVER ÖZGENÇ

 

 

Daha Ağustos bitip Eylüle girmeden, hava güzsüdü derdi annem kaygılanarak;

Ya yetiremediği kış işlerinden, belki de giden günün kederinden.

Bense iple çekerdim Eylülleri; sıkılırdım yazın bitmek bilmeyen tekdüzeliğinden.

Her yeni sınıf bilgi dünyamı genişleten; sonrasında dünyaya bakışımın şekillendiği yeni bir heyecandı benim için.

Yanı sıra, daha güzel bir dünyaya ilişkin; halkımıza mutlu- eşit yaşamlar getirecek olan sınıfsız, sömürüsüz bir düzene olan inanmışlığın sabırsızlığı.

İleride, aynı Eylüllerde hangi kaygılara savrulacağımızı bilmeden.

Ülkemi giderek karanlıklara çekecek uğursuz Eylüllerden ve yıkımlarından habersiz; ve pusudaki tehlikelere karşı  toplumu uyarıp aydınlatma sorumluluğunu üstlenmiş nice aydınlarımıza kıyılacak günlerden.

Yine bir Eylül başında katledilen,  “Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim;Halka gerçeği anlatmak uğruma ölümü mü göze alayım”

diyerek, elbette doğruları söylemeyi seçen aydınlanma savaşçısı, din bilgini Turan Dursun’un – 1934- 4 Eylül 1990– romanı Kulleteyn’i yeniden okuyorum bu güz günlerinde.

 Kendi önsözüyle, 12 yaşına değin olan yaşamının “roman”ı.

1950’li yıllara doğru “Şeyh, ağa, molla üçlüsünün eliyle Doğu Anadolu’nun insanlarına “kader” olarak örülmüş yaşamdan bir kesit”

“İnsanlara yeniden giydirilmek istenen ŞERİAT’ın nasıl bir ilkellik olduğunu çarpıcı biçimde ortaya koyan bir yapıt”

Daha 8-9 yaşındayken, babasının okusun, “çok büyük alim” olsun diye uzak bir köye getirip korusun diye bir şeyhe, okutsun diye de bir molla eline teslim ettiği; yaşıtlarına göre cılız-zayıf Duran’ın,  babasının düşlediği ölçüde büyük bir bir alim olma yolunda geçirdiği zor ve zahmetli yılları…

Mertebede yükseldikçe sırrına erdiği gerçeklerin ışığında toplumu aydınlatmayı  görev edinen yürekli bir bilginin neden katledildiği bugünlerde çok daha anlaşılabilir olarak ortada!..

Onun deyimiyle, “Kurallarını binlerce yıllık ilkelliklerden alan ve bugün insanımıza, dahası tüm insanlığa giydirilmeye çalışılan eski elbise, “Şeriat”. Daha bir ay önce, Afganistan’da kökten dinci Taliban eliyle bu elbisenin topluma zorla nasıl giydirildiğini gördük.

En fazla da kadınlara! Afgan kadınlar yirmi yıllık bir aradan sonra “şeriat denen yedi başlı canavarın” en katı kuralları ile tüm dünyanın gözleri önünde yeniden çağ dışı, zifiri bir karanlığın derinliklerine itilirken.

Okul yasak!. çalışmak yasak!. müzik yasak, spor yapmak bile yasak!. Yanında aileden bir erkek olmadıkça yalnız başına seyehat etmek yasak!. Kadınlara  neredeyse gün yüzü haram!.

Türkiye’nin Taliban inancıyla alakalı ters bir yanının olmadığı şeklinde açıklanan ülkemizde ise, görev alanı Anayasada belirtilmiş olan Diyanet marifetiyle toplumu din ekseninde ayrıştırmaya- kutuplaştırmaya yönelik söylemler,  çağrılar hız kazanmakta.

Cumhuriyet rejimine ilişkin, Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti tanımının karşısına:  ticarete, siyasete, yargıya yansıyacak bir inanç sistemi hevesini, başka bir deyişle din kurallarının geçerli olacağı bir toplumsal düzen hedefini açık açık konumlandırmaktan kaçınılmıyor bile.

Adli yıl açılışını dualar eşliğinde yapacak ölçüde.

Kimi dillerde, laiklik ilkesinin Anayasa’dan çıkarılması teklifine değin uzanıyor niyet.

Gündelik yaşama ilişkin halkın asıl sorunlarından kopuk öneriler, gündelik dil tercihlerine ayar verme biçimselliklerininin dışında asıl olarak, dinsel kursları olabildiğince geniş alanlara taşıyarak, yeni kuşakları  bilimsel-laik eğitimden koparıp kuşatma çabaları, dayatmaları!.

Can yakan boyutla gelen yoksulluğu halka “kader” olarak kabullendirmenin yolları.

Bunun için yedi bakanlığın bütçesinden fazla akıl almaz bütçe, bu ölçüde kadro. Devlet protokolunda kaç sıra birden öncelenmeler.

Derken, Diyanet İşleri Başkanı Cumhurbaşkanlığı kararıyla bu makama beş yılığına yeniden atandı.

Atama haberini kendi sosyal medya hesabından şöyle paylaştı:

“Daha bir aşk ve heyecan ile yeniden Bismillah”

Soru, arkasından gelir elbet:

Neyin aşkı, neyin heyecanı?

Dahası, dillendirilip dileninen kolaylaştırma ne, tamamlama ne?..

Dilinin altındaki ne?..

 

Kulleteyn: Birinci basım: Temmuz 1990 Akyüz yayınları

Bendeki: Sekizinci basım: Mart 1993 Kaynak yayınları 

 

 

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.