Milli Eğitim Bakanına bol sıfırlı karne

Mersin’de eğitimci sendikaları ve öğrenci velileri derneği, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in karnesini açıkladı. Eğitimcile ve veliler Bakan Tekin’e tüm derslerden sıfır verdi. Ortak açıklamada, “Türkiye’de yaklaşık 5 milyon çocuk yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır. Çocuklar okula kahvaltı yapmadan gitmekte, okulda bir öğün yemeğe erişememektedir. Eğitim emekçileri yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi vermektedir” denildi.
ABİDİN YAĞMUR
Eğitim-Sen, Öğretmenler Sendikası ve Öğrenci Velileri Derneği Mersin İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde ortak bir açıklama yaparak eğitimdeki sorunlara dikkat çekti. Öğrenciler okullarında karne alırken eğitimciler ve veliler de Bakan Tekin’e kırıklarla dolu bir karne verdi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“2025/’26 eğitim-öğretim yılının ilk yarısı bugün sona ererken; milyonlarca öğrenci ve eğitim emekçisi, sadece bir yarıyıl tatiline değil, aynı zamanda kronikleşmiş sorunların ağırlığına girmektedir.
Eğitim Sen olarak hazırladığımız rapor, okulların bilim yuvası olmaktan uzaklaştığı, Okul öncesinden yükseköğretime kadar her kademede eğitimin kamusal bir hak olmaktan
çıkarılarak piyasacı, tekçi, laiklik karşıtı politikaların kıskacında bir yapıya dönüştürüldüğü bir tabloyla karşı karşıyayız..
Türkiye, eğitime ayırdığı kaynakta sınıfta kalmıştır. OECD ortalaması ilköğretimde öğrenci başına 10.812 dolar iken, Türkiye’de bu rakam sadece 3.914 dolardır. Devletin eğitime ayırması gereken bütçe dini eğitime aktarılmakta; Din Öğretimi Genel Müdürlüğü bütçesinin yıl sonunda 90 milyar TL’yi aşması beklenmektedir.”
“Türkiye’de yaklaşık 5 milyon çocuk yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır. Çocuklar okula kahvaltı yapmadan gitmekte, okulda bir öğün yemeğe erişememektedir. Tasarruf tedbirleri adı altında okullarda temizlik personeli istihdam edilmemesi, hijyen krizini okul sağlığını tehdit eden bir boyuta taşımıştır. Okul temizliği öğretmenlerin ve öğrencilerin sırtına yüklenmiştir.
“Beceri eğitimi” adı altında pazarlanan MESEM, çocuk işçiliğinin yasal kılıfı haline gelmiştir. Gençlerimiz sermayeye ucuz iş gücü olarak sunulurken; sadece bu yıl 91 çocuk iş cinayetlerinde can vermiştir. Eğitim Sen olarak uyarıyoruz: MESEM uygulaması daha fazla can almadan derhal durdurulmalıdır!
Eğitim emekçileri yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi vermektedir.
Ocak 2025’te bir öğretmen maaşıyla 10 çeyrek altın alabiliyorken, bugün ancak 7 çeyrek altın alabilmektedir.
“Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” ve bürokratik raporlama sistemleri öğretmeni “veri giriş elemanı” haline getirmiş; eğitim dışı her iş öğretmene angarya olarak yüklenmiştir.
ÇEDES ve benzeri protokollerle okullar dini vakıf ve derneklerin faaliyet alanına dönüştürülmüştür. Laik ve bilimsel eğitim hedef alınırken, okullarımızda şiddet sistematik hale gelmiştir. Öğretmenlerimizin ve öğrencilerimizin can güvenliği kalmamıştı.
Eğitim Sen olarak; her öğrenciye bir öğün ücretsiz yemek, temiz içme suyu, kadrolu yardımcı personel ve bilimsel-laik-anadilinde eğitim taleplerimizden vazgeçmiyoruz. Eğitim, bir zümrenin ideolojik aracı değil, kamusal bir haktır!”

















