Dolar 45,0098
Euro 52,8050
Altın 6.815,04
BİST 14.409,07
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin 24°C
Az Bulutlu
Mersin
24°C
Az Bulutlu
Paz 25°C
Pts 22°C
Sal 22°C
Çar 22°C

Koronalı günlerin belgeselini çekti

Koronalı günlerin belgeselini çekti
22 Haziran 2021 11:57 | Son Güncellenme: 22 Haziran 2021 13:03
584
A+
A-

Mersinli belgesel fotoğrafçısı ve çevre aktivisti Sercan İngilok, koronavirüsün Türkiye’de ilk kez görüldüğü 2020 mart ayından aşılamanın yaygınlaştığı 2021 mart ayına kadar evlerde, sokaklarda, hastanelerde, kamusal alanlarda yaşananları fotoğrafladı. İngilok’un kronolojik sıraya göre çektiği fotoğraflar salgın sürecinin toplumu, gündelik yaşamımızı ve alışkanlıklarımızı nasıl etkilediğini ortaya koyuyor.  Belgeseli çekerken kendisi de koronavirüse yakalan Sercan İngilok, 13 günlük hastanede tedavi sürecinde kendi fotoğraflarını da çekmiş.

 

 

Daha önce çevre temalı birçok foto belgesele imza atan Sercan İngilok, bu kez objektifini koronavirüs salgının gündelik yaşama yansıyan etkilerine çevirdi. Ahmet Salih Özenir’in danışmanlığında projesini yürüten İngilok, 1 yıllık çalışma sonunda, salgının Mersin’de yarattığı etkileri kendi bakış açısıyla belgeledi.

Sercan İngilok’un çalışması, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın, Türkiye’de ilk koronavirüs vakasının görüldüğünü açıkladığı 11 Mart 2020 tarihli toplantının görüntüleriyle başlıyor.

Sercan İngilok çalışmada, salgının seyrini gazete ve televizyon haberlerinden faydalanarak anlatıyor ve Mersin’in caddelerinden, sokaklarından, alışveriş merkezlerinden, okul bahçelerinden, parklarından, kamusal alanlarından çektiği fotoğraflarla maske zorunluluğunu, sokağa çıkma yasaklarını, kapanmaları, yeniden açılmaları anlatıyor.

Foto belgeselde uzaktan eğitimden camilerin toplu ibadete kapatılmasına, berber ve kahvehanelerin kapatılmasından caddelerin boş kalmasına kadar birçok ayrıntı estetik, sinemasal fotoğraflarla anlatılıyor.

Sağlık çalışanları için yapılan alkış eylemleri, evlerde yapılan milli bayram kutlamaları, evlerde yapılan 1 Mayıs kutlamaları, baroların Ankara yürüyüşü de belgesel çalışmasında yer buluyor.

 

“İLK BAŞTA BU KADAR BÜYÜYECEĞİNİ BİLMİYORDUM”

Sercan İngilok, fedakar sağlık çalışanlarına ithaf ettiği belgeseli son edit çalışmalarından önce az sayıda gazeteci ile birlikte izledi ve çalıma sürecini anlattı. İngilok şunları söyledi:

11 Mart 2020’de bu virüsün ülkemize girdiğini duyuran bir açıklama yaptı Sağlık Bakanı. Tam o gün benim Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nde Büyükeceli konulu gösterimim vardı. Tam bir kaos vardı. Normalde 60 kişi olan salon o günkü panik nedeniyle 10 kişi gelmişti. Olayın büyüklüğünü, sosyal hayatımızı altüst edeceğini bilmiyordum ilk başta. Ben fotoğraf çekmeye başladım ardından yasaklamalar başladı, kapanmalar başladı. Ben de olayın büyüyeceğini o zaman anladım ve belgesel çekme fikri doğdu.   Gün gün takip etmeye çalıştım. Hem kapanmaların, hem açılmaların haberleriyle birlikte belgelemek üzere alanlara çıktım. Olan bütün olayları kronolojik olarak çekmeye başladım.

 

“TATİLDE HASTALIĞA YAKANLANDIM, ÇEKİMLERE HASTANEDE DEVAM ETTİM”

 

Bu süreçte benim evliliğim oldu. Evlilik hazırlıkları, düğün, balayı. Balayı iptal oldu. Bir süre tatile gittim ve orada hasta oldum. 13 gün karantinadaydım. Bir bakıyorsun çok rahat bir ortam, bir bakıyorsun sıkıyönetim gibi yasaklar. Bu iniş çıkış belgesele de yansıdı. Tüm bunları kendi olanaklarımla belgelemeye çalıştım. O kadar çok olaylar yaşadık ki çoğunu şimdiden unuttuk. Ama 15 yıl sonra bugünleri merak edenler yaşananları benim yaşam biçimimden, bakış açımdan görecekler. Herkes farklı görebilir, ben böyle gördüm.

 

“AJİTASYON YAPMADIM. GÜNDELİK YAŞAMA ETKİLERİNİ ANLATTIM”

 

Burada ajitasyon yapmaktan çok bulunduğumuz ortama, gündelik yaşamımızdaki değişikliklere, ekonomik krizin yansımalarına, sokağa çıkma yasaklarına, eve kapanmalara, uzaktan eğitime odaklanmaya çalıştım.  Bu belgeselde görülen çocuklar 18 yaşına, 20 yaşına geldiklerinde neler yaşadıklarını o belgesel ile görecekler.  Daha önce de belgeseller çektim. İlk kez bu belgesel de objektifi kendime de çevirdim. Karantina günlerinde düğün, ardından hastalanmam, hastanede tedavi sürecim ve en önemlisi halamı kaybettim. Karantinada olduğum için yaşananları kendi çevremde gördüklerini anlattım. Kendi evimde, kendi sosyal çevremde yaşadıklarımızı anlattım. Gördüğümü ve anladığımı fotoğrafla anlatmak istedim.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.