“Demokrasi güçlenecekse yerelden güçlenecek”

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, son 2 yıllık sürecin; halkın oylarıyla göreve gelmiş muhalefete mensup çok sayıda belediye başkanının adli ve idari baskılarla karşı karşıya kaldığı bir süreç olarak kayda geçtiğini söyledi. Seçer “Görevlerinden uzaklaştırılan, tutuklanan ya da yargı süreçleri üzerinden siyaset dışına itilmek istenen belediye başkanlarımızın yalnızca şahısları değil; temsil ettikleri milyonlarca yurttaşın iradesi de hedef alınmıştır” dedi
Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Ankara’da TBB Encümen Toplantısı sonrası basın açıklaması yaptı. TBB olarak tamamladıkları yaklaşık 2 yıllık dönemin değerlendirmesini yapan Seçer, basın mensuplarının da gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Başkan Seçer, TBB olarak yoğun emek ve ortak çabayla geçen yaklaşık 2 yıllık bir dönemi tamamladıklarından belirterek, 5 Haziran 2024’te TBB Başkanlığı’na İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun seçilmesiyle başlayan, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın Başkan Vekilliği döneminde devam eden ve bugün de kararlılıkla sürdürdükleri yönetim anlayışıyla; üretkenliği esas alan, kapsayıcı, adil, demokratik ve kurumsal dönüşümü birlikte barındıran bir birlik yapısı inşa ettiklerinden söz etti.
Seçer, “Böylelikle kurumsal kapasitesi güçlendirilmiş, belediyeler arasında ayrım gözetmeyen, yerel demokrasiyi önceleyen ve görev sorumluluğunu merkeze alan bir birlik oluşturduk. Yenilediğimiz vizyonumuzu; ‘Belediyeleri ulusal ve küresel ölçekte güçlendiren, öncü bir birlik olmak’; misyonumuzu ise; ‘Politika ve iş birliğiyle belediyelerin sürdürülebilir kapasitesini güçlendirmek’ olarak ortaya koyduk” dedi.
“80 yıllık TBB tarihinde işçilerin ilk kez sendikalı olması; sosyal adalet açısından önemli bir eşik”
Bu dönemde hizmet üretmekle birlikte, birliğin insan kaynağını ve kurumsal işleyişini de güçlendirdiklerinin vurgusunu yapan Seçer, TBB tarihinde ilk kez birçok yapısal adım atıldığını kaydetti. Seçer, “Çalışan memnuniyetini artıran uygulamalarla TBB, birlikte üreten, birlikte düşünen büyük bir kurumsal yapıya dönüştürüldü. 80 yıllık TBB tarihinde işçilerin ilk kez sendikalı olması ve toplu sözleşme kazanımları sosyal adalet açısından önemli bir eşik oldu” ifadelerine yer verdi.
“Tüm hibelerimizde önceliğimizi afetzede belediyelerimize verdik”
TBB’de particilik ve partizanlığın duvarlarının yıkıldığı bir dönemin yaşandığını vurgulayan Seçer, tüm belediyelerden gelen taleplerin; mali imkanlar, bütçe döngüsü, aciliyet durumu ve öncelik kriterleri bakımından dikkate alınarak değerlendirildiğini kaydetti. Araç ve ekipman hibeleri ile nakdi desteklerde ölçülebilir bir puanlama sisteminin esas alındığını söyleyen Seçer, karar alma süreçlerinde de ortak akla dayalı bir yaklaşım benimsediklerini ifade etti. Seçer, belediyelerin ihtiyaç duydukları her alanda yanlarında olmaya kararlı olduklarının altını çizerek, “Bu kapsamda belediyelerimize 2,3 milyar TL değerinde 523 araç ve iş makinesi hibe ettik. İtfaiye aracı, damperli kamyon, arazöz, kazıcı yükleyici, çöp kamyonu gibi araçların yanı sıra çevreyi koruyan, daha temiz ve yaşanabilir şehirler için 77 ilimizdeki 363 belediyemize de 29 bin 330 çöp konteyneri ile destek olduk. Tüm hibelerimizde önceliğimizi afetzede belediyelerimize verdik. Zor günde birlikte, her daim dayanışma içerisinde olacağız” diye konuştu.
Belediyelerin hayata geçiremediği projelere destek olmak amacıyla yürütülen nakdi destek programı kapsamında, 2025 yılı itibarıyla 144 projeye katkı sağlandığına dikkat çeken Seçer, “Bu desteklerin 30’u AK Parti’li, 27’si MHP’li, 66’sı CHP’li, 7’si DEM Parti’li, 14’ü ise YRP, BBP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Sol Parti ve bağımsız başkanların yönetimindeki belediyelere verildi. 2025 yılında ödemesini yaptığımız projelere 64,8 milyon TL hibe ettik. 2026 yılında ise 95 projeye 130,6 milyon TL hibe sağlayacağız. Bu tablo, TBB’nin siyasi ayrımların ötesinde, yerel hizmeti esas alan yaklaşımının çok açık bir göstergesidir” ifadelerini kullandı.
“Halk iradesine sahip çıkan duruşumuzu koruyacağız”
Seçer, son 2 yıllık sürecin; halkın oylarıyla göreve gelmiş muhalefete mensup çok sayıda belediye başkanının adli ve idari baskılarla karşı karşıya kaldığı bir süreç olarak da kayda geçtiğini söyledi. Seçer bu süreçte yaşanan olayların aynı zamanda millet iradesine de bir müdahale olduğunu kaydederek, “Başta Birlik Başkanımız ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu ve Birlik Başkan Vekilliğimizi yapan Adana Büyükşehir Belediye Başkanımız Zeydan Karalar olmak üzere, görevlerinden uzaklaştırılan, tutuklanan ya da yargı süreçleri üzerinden siyaset dışına itilmek istenen belediye başkanlarımızın yalnızca şahısları değil; temsil ettikleri milyonlarca yurttaşın iradesi de hedef alınmıştır” dedi. Seçer; TBB olarak bu süreçte, tutuklu belediye başkanlarının yaşadığı hukuksuzlukları kamuoyunun gündeminde tutmaya, aileleriyle dayanışma içinde olmaya ve yerel demokrasinin meşruiyetini savunmaya devam edeceklerinin altını çizerek, “TBB olarak önümüzdeki dönem de yerel yönetimlerin haklarını savunan, halk iradesine sahip çıkan ve demokratik değerleri açık bir şekilde savunan duruşumuzu koruyacağız. Demokrasiden, adaletten ve halkın iradesinden yana tavrımızı kararlılıkla sürdüreceğimizin altını çizmek istiyorum. Çünkü biliyoruz ki daha adil, yaşanabilir ve demokratik bir gelecek, yerelden güçlenerek kurulacaktır” ifadelerine yer verdi.
Bir basın mensubunun, yaşanılan süreçte TBB’de başkan ve ardından seçilen başkan vekilinin de tutuklanmalarını hatırlatması üzerine Seçer, “Çok enteresan bir süreçten geçiyoruz. Aslında tarihe not düşüyoruz. TBB, bir rekor kırıyor. Toplamda üç seçim yaptık. Birinde başkan seçtik, ikisinde başkan vekili seçtik. Her yıl da tüzükten kaynaklanan encümen üyelerimizi seçiyoruz. Tarihinin bu kadar kısa sürede en fazla genel kurulunu yapan bir yönetim oldu. Şu anda rekor bizde. Böyle bir rekorun egalesini Türkiye demokrasisi adına arzu etmem. Umut ediyorum son olur, Türkiye demokratik anlamda yoluna girer. Şehirlere göre yüz binleri, milyonları yöneten belediye başkanları olarak millet iradesinin tecelli ettiği siyasi figürleriz. Umuyorum asli olan görevlerimizi yaparız ve demokrasiyi de bölgelerimizde kurum ve kurallarıyla işletiriz” dedi.
“Demokrasi güçlenecekse yerelden güçlenecek”
Basın mensubunun, bundan sonraki süreçte TBB’nin hedef ve projelerini sorması üzerine ise Seçer, Türkiye’de demokrasinin yerelden güçleneceğini kaydederek, “O da bizim sayemizde olacak. Önümüzdeki süreçte birçok konuda projelerimiz devam edecek. Tabi ki yenileri ilave edilecek. Mevcutlar tahkim edilerek, geriye dönük eksiklikleri, aksaklıkları görüp telafi ederek, üstünde yenilerini koyarak her alanda belediyelerimizle iş birliğimizi devam ettireceğiz. Belediyelerimize sadece maddi anlamda, araç gereç anlamında destek değil, onların şehirlerine en iyi şekilde hizmet etmeleri için modern belediyecilik standartlarından liyakatli kadrolar yetiştirmesine kadar, proje desteğinden yurt dışı finansmanına ve hibelere ulaşıma kadar her konuda desteklerimiz sürecek” ifadelerine yer verdi. TBB’nin önümüzdeki süreçte Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığını desteklemeye yönelik bir strateji ya da eylem planı olup olmadığını sorusu üzerine Seçer, “TBB, sadece CHP’nin birliği değil. 1405 üye belediyemiz var. Her siyasi partiden belediyelerimiz, belediye başkanlarımız var. Bizim demokrasi adına yaptığımız mücadele Ekrem İmamoğlu şahsı üzerinden aslında Türkiye için yapılan bir mücadele. Biz hukuk devleti olalım, demokrasi kurum ve kurallarıyla otursun istiyorsak; millet iradesinin her hal ve şartta kutsal olmasını, üzerinde herhangi bir tehlike bulunmamasını istiyorsak, bunlar için mücadele ederken aslında bunu bütün belediye başkanları ve siyasiler için istiyoruz” dedi.
“Adaletin ve bağımsız yargının olmadığı bir toplumda gerisi teferruattır”
Görevden uzaklaştırılan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in yargılanma sürecine dair soruyu yanıtlayan Seçer, hukuki değerlendirmelerin yapılabilmesi için sürecin de hukuki zeminde ilerlemiş olması gerektiğini vurguladı. Sürece dair tartışmaların hukukun kabul edemeyeceği bir zeminde olduğunu dile getiren Seçer, “Sadece Ahmet Özer kararı değil, bugün hala tutuklu bulunan belediye başkanlarımız ile ilgili yargı kararları da Türkiye’de tartışmaya açık yargı kararlarıdır. Yargının da bu süreçte çok yıprandığını görüyoruz. Adalet mülkün temelidir. Adaletin ve bağımsız yargının olmadığı bir toplumda da diğer hiçbir konudan bahsedemeyiz. Gerisi teferruat kalır” dedi.

















