Corona’dan da yok bir fâide- kurban!/Münevver Özgenç yazdı

“…Dünyayı sarıp sarsan korona virüs haberleri ilk çıktığında, Çin’deki bir vahşi hayvan pazarından insanlara bulaşıp yayıldığı tezlerini, doğal yaşam alanlarına müdahale edilen, her türlüsü avlanıp yenen akrep- yılan- çıyan üzerinden hayvanların topyekün ahı, bu şekilde belki de kurbanların insanlardan intikamı olarak algılamıştım aslında. Daha ötesi umutlanmıştım da…”
MÜNEVVER ÖZGENÇ
Ramazan değilse de şu yaslı günlerimizde geldi çattı yine bir kurban; bayramı demeye varmıyor dilim. Bu iki sözcüğü yan yana yakıştırmaya vicdanım el, isyanım yol vermiyor çünkü. Benim için yas günleri, aklım erdiğinden beri.
Usuma sığdıramam bir türlü insanın can sağlığı, daha ötesi mal varlığı için tanrı katında başka bir canın canına gereksinim duyulmasını.
Sırf “bayram”a özgü de değil; İnsan olarak yeryüzünde görülen neredeyse her iyi güne ve atlatılan kötü günler için “kurban” kesilmesini.
Yaşadığımız coğrafyada, dünyada her türlüsünden bitmez tükenmez katliamlar sürerken, ayrıca bir inançtan kaynaklı, ibadet adına kanı akıtılan milyonlarca hayvan.
Kim ne dersin, ülkemizde önü alınmaz kadın cinayetlerinin temelinde erkeklerin daha çocukken tanık oldukları, olur olmadık gerekçelerle kesilen kurban ritüellerinin payı olduğuna inanırım hep.
Birkaç gün öncesinden getirilip bahçeye, avluya bağlanan kimi kurdeleli- kınalı hayvana karşı çocuk güdüsüyle içselleştirilen sevip sahiplenme duygusunun“bayram” sabahında gerçekleşen o kaçınılmaz son esnasında;
Hayatın bir evresinde, kışkırtılmış türlü toplumsal bahanelelerle sevgiliden vazgeçebilmenin, sevileni öldürmenin ilk lanetli kodlarına dönüştüğüne!.
Sonrasında “seviyordum hakim bey” diyebilmenin en ilkel gerekçesini ta o zamandan bilinçaltına gömüşüne aynı zamanda!
Kesim anında gördüğü kan, kan tutması yaşamadan bir kadını katletmenin sınırsız cesaretini aşılıyordur belki de erkeğe. Öldürme biçimi ne olursa olsun, gözünü kıpmadan can almanın soğukkanlılığını.
Kaç gün oldu ki? kadınları ayağa kaldıran Pınar Güntekin cinayetinin peşinden benim duyduğum dört kadın kocaları tarafından öldürüldü daha.
İstanbul B.Çekmece’de Bahar boğularak, D.bakır’da Mücella, silahla. Ve Anamur’da Sümeyye annesiyle birlikte av tüfeğiyle, boşanma aşamasında. kocaları tarafından öldürüldü yine, üçü de!
Sorsan, hepsi de seviyordu hakim bey. Sevdikleri için!.
Hasan Hüseyin Korkmazgil şu dizeleriyle soruyor ya hani:
Nasıl kıydın şu güzele
Yok mu senin sevenin
Sevenin bre yezit /Şu dünyada tek sevenin
Nasıl kıydın şu cana
Sevilenin bre yezit/ Sevilenin yok mu senin
O kahrolası sahiplenme, terkedilmeyi hazmedememe, topraktan başkasına yar etmemeye koşullanmış erkeklik güdüsü ne sevgi, ne sevilen tanıyor ne yazık ki!.
Elde urgan, elinden kaçırdığı hayvanı eninde sonunda yakalayıp kesmeye ahdedilmiş öfke ile kadını ulaştığı yerde katletme; evde, sokakta, pazar yerinde, işyerinde. Bu yüzden, erkekler tarafından öldürülen kadını kolayca ” kurban” olarak adlandırıp, can almayı kanıksamamız!
**
Şimdi “kurban bayramı”.
Ekranlarda bıçak reklamları günler öncesinden yerini aldı bile!.
Ardından kim bilir ne öğütler,ne tarifler: İşkembe dolması, ciğer yahnisi, incik kapama, kuzu sarması, beyin salatası, kelle-paça çorbası!
Hemen kesildiği yerde bölüşülen leğen leğen etler, temizlenen kelleler, peşine düşülen deriler! Kim bilir kaç yüzbin büyük baş, kaç miyon küçük baş hayvan kesilecek yine?
Bilin ki: görmesem de duymasam da, çukura yatırılan her koyunun debelenişi gözümün önünde, devrilen her ineğin böğürüşü kulaklarımda, gitmemek için direnen her boğanın tükenişi benimle olacak bir kez daha bu yılda.
Dünyayı sarıp sarsan korona virüs haberleri ilk çıktığında, Çin’deki bir vahşi hayvan pazarından insanlara bulaşıp yayıldığı tezlerini, doğal yaşam alanlarına müdahale edilen, her türlüsü avlanıp yenen akrep- yılan- çıyan üzerinden hayvanların topyekün ahı, bu şekilde belki de kurbanların insanlardan intikamı olarak algılamıştım aslında. Daha ötesi umutlanmıştım da.
Gel gör ki: Senden bilirim yok kurbanlara bir fâide ey CORONA!
Bu yıl da…
(*)Hasan Hüseyin Korkmazgil (Kandan Kına Yakılmaz)
FOTOĞRAF: ABİDİN YAĞMUR

















