CHP: Rozet Değil, Mücadele Geleneği/Ali Öztürk yazdı

Bu tablo içinde Cumhuriyet Halk Partisi’nin konumu tesadüfi değildir. CHP, Türkiye siyasetinde yalnızca bir parti değil; bir tarih, bir hafıza ve bir mücadele geleneğidir. Darbeler görmüş, kapatılmış, baskılanmış; ama her seferinde siyasal iddiasını yeniden kurmuş bir çizgiden söz ediyoruz.
ALİ ÖZTÜRK
CHP bir seçim otobüsü değildir.
Binip inilen, ihtiyaç oldukça uğranılan bir durak hiç değildir.
CHP’de siyaset yapmak kolay değildir.
Çünkü hesap verirsiniz.
Çünkü eleştirilirsiniz.
Çünkü parti sizi korumaz; halkın vicdanı sizi denetler.
CHP geleneği, siyaseti yalnızca kazanmak üzerinden tanımlamaz. Kaybetmeyi, direnç göstermeyi, muhalefette kalmayı ve bedel ödemeyi de bu işin parçası sayar. Herkes için cazip değildir. Herkes bu yükü taşımak istemez.
Bu yüzden CHP’den seçilip daha sonra başka kapılara yönelenler aslında ideolojik bir sıçrama değil, bir konfor arayışı sergiler. Ve çoğu zaman şu itirafı yapmış olurlar:
“Ben bu yükü taşıyamadım.”
Taşıyamazsınız.
Çünkü CHP, sadece iktidarı değil, onuru da önemser.
Sadece gücü değil, tutarlılığı da önemser.
⸻
Temsilin Ahlakı ve Cesaret Meselesi
Bir siyasetçi gerçekten fikrini değiştirmiş olabilir. Bu mümkündür. Ancak demokrasilerde bunun bir usulü vardır. O usul, koltuğa tutunarak yol değiştirmek değildir.
Eğer gerçekten samimiyseniz,
eğer gerçekten ilke diyorsanız,
eğer gerçekten cesursanız:
İstifa edersiniz.
Milletin karşısına yeniden çıkarsınız.
Yeni rozetinizle, yeni iddianızla oy istersiniz.
Cesaret tam olarak budur.
Ama bunu yapamazsınız.
Çünkü çok iyi biliyorsunuz: O koltuk size ait değildir.
Sizi oraya gönderen iradeye aittir.
Koltuktan vazgeçemeyenlerin, ilkeden söz etmesi inandırıcı değildir.
⸻
Türkiye’nin temel sorunu parti değiştiren siyasetçiler değildir.
Türkiye’nin asıl sorunu, bunun olağanlaşmış olmasıdır.
Ama hiçbir şey tamamen kaybolmaz.
Hafıza vardır.
Tarih vardır.
CHP, bu ülkenin siyasi hafızasıdır.
Parti değiştirenler gelip geçer.
Rozetler eskir, koltuklar el değiştirir.
Ama halk, kimin nerede durduğunu unutmaz.
Tarih de unutmaz.
Ve siyasette bazen en ağır ceza yenilgi değildir.
Hatırlanmamaktır.
















