Büyük İşçi Direnişi anıldı

15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişinin 51. yıldönümünde DİSK-Genel İş Sendikası Mersin Şubesi Emek ve Demokrasi Platformu’yla birlikte basın açıklaması düzenledi.
15-16 Haziran direnişinin 51. yılında DİSK-Genel İş Sendikası Mersin Şubesi’yle birlikte Emek ve Demokrasi Platformu Özgür Çocuk Parkı’nda bir araya geldi. “Sağlıklı, Güvenceli Ve İnsanca Bir Yaşam İçin Bildiğimiz Yoldan Yürüyoruz” diye pankart açılan eylemde Genel iş Sendikası Şube Başkanı Kemal Göksoy konuşma yaptı.
Ekonomik kriz ve salgın ile beraber bu ülkenin işçileri başta olmak üzere geniş halk kesimleri ağır bedeller ödendiğini söyleyen Göksoy, “İşsizlik rekorlar kırıyor. Çarşıdaki, pazardaki zamlar ücretleri eritiyor. Ekmeğimiz küçülüyor, faturalarımız kabarıyor. Bir yandan yoksulluk, diğer yandan servetler artıyor. İktidarın politik tercihleri adaletsizliği büyütüyor. Yandaş şirketlerin payına devlet bankalarından geri ödemesiz krediler, işçinin, köylünün, öğrencinin, dar gelirlinin payına banka hacizleri düşüyor. Bir yanda yoksulluk ve işsizlik, bir yanda ölülerimiz; diğer yanda bir avuç ayrıcalıklı zümrenin hanları, hamamları, servetleri, sarayları büyüyor. İktidarın tercihleri bize hizmet etmiyor. Ülkeyi yönetenlerin tercih ettiği yol, milyonlar için sağlıklı, güvenceli ve insanca bir yaşam vadetmiyor. Bu durumda bizlerin, işçi sınıfının, bu ülkenin tüm değer ve güzelliklerini üretenlerin yeni bir yol açması gerekiyor” dedi.
“ÖRGÜTLENMEMİZ GEREKİYOR”
Sağlıklı, güvenceli ve insanca bir yaşam için hakların alınması gerektiğine vurgu yapan Göksoy, “Haklarımızı almamız için örgütlenmemiz gerekiyor. Bir olmamız, birlik olmamız, güçlü olmamız gerekiyor. Örgütlenmemizin, haklarımızı savunmamızın önüne çıkan engelleri omuz omuza aşmamız gerekiyor. Haklarımızı, yaşamlarımızı ve memleketimizi nasıl savunacağımızı tarihimizden biliyoruz. Bundan 51 yıl önce, 15-16 Haziran 1970’de ayağa kalkan işçi sınıfından dersler almamız gerekiyor. 15-16 Haziran, işçi sınıfının gerçek sendikal haklarını ve DİSK’i savunduğu muazzam bir direniştir. Sınıf ve kitle sendikacılığını bastırmak isteyen dönemin hükümeti, patronların isteği doğrultusunda DİSK’i de yok etmek istiyordu. DİSK’i baskıyla yok edemeyenler DİSK’i hileyle yok etmek için harekete geçti. Hükümet, Sendikalar Kanunu’nda değişiklik yaparak DİSK’i fiilen ortadan kaldırmak istedi. Tüm tepkilere ve uyarılara rağmen Yasa Meclis’e getirilince DİSK işçi sınıfının üretimden gelen gücünü devreye soktu ve direniş kararı aldı. İki gün boyunca İstanbul ve İzmit’te on binlerce işçinin iş bırakarak katıldığı genel direniş ve yürüyüşler yapıldı. Ne polis copları ne askeri kariyerler ne panzerler ne de barikatlar… Hiçbir şey durduramadı birleşen işçileri. Üç işçi yaşamını yitirdi, DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler’ in de aralarında olduğu yüzlerce kişi tutuklandı, binlerce işçi işten atıldı. Ancak, DİSK’i ve üye sendikalarını yok etmek isteyen ve tek sendika dayatan Yasa, büyük işçi direnişinin etkisiyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi” dedi.

















