Belediyelerle yetiniyor muyuz, yoksa iktidara yürüyor muyuz?/Ali Öztürk yazdı

31 Mart sonrası CHP, tarihinin en güçlü yerel yönetim tablosunu ortaya koydu.B üyükşehirler, stratejik ilçeler, nüfusu ve bütçesi yüksek kentler artık CHP’de.Bu tablo tesadüf değil. Bu tablo, uzun bir siyasal emeğin sonucudur.
ALİ ÖZTÜRK
Ancak bugün asıl soruyu doğru yere sormak zorundayız:
Bu başarı, iktidar yürüyüşüne yeterince güçlü bir siyasi hamleye dönüşüyor mu?
Belediyeler İyi Yönetiyor, Ama İktidar İddiası Daha Yüksek Sesle Kurulmalı
CHP’li belediyeler yalnızca “iyi hizmet” üretmiyor.
Yoksullukla mücadele ediyor, sosyal devletin yereldeki karşılığını kuruyor, adaletsizliği görünür kılıyor.
Bu belediyeler;
• kent lokantalarıyla hayat pahalılığına,
• kreşlerle kadın emeğine,
• sosyal desteklerle gelir adaletsizliğine
doğrudan temas ediyor.
Yani gerçekte belediyeler zaten iktidar için çalışıyor.
Sorun burada değil.
Sorun; bu mücadelenin ülke ölçeğinde, ortak bir siyasal iddiaya dönüştürülememesi.
AKP Neden Belediyeleri Hedef Alıyor?
Bir gerçeği açıkça görmek gerekiyor:
AKP, CHP’li belediyelerin ne yaptığını biliyor.
Bu yüzden;
• bütçeleri kısıtlıyor,
• projeleri bloke ediyor,
• borç kıskacına alıyor,
• merkezi idare gücüyle belediyeleri çalışamaz hâle getirmeye çalışıyor.
Çünkü biliyorlar ki:
Belediyelerde kurulan bu düzen, ülke geneline yayılırsa, iktidar zeminleri çöker.
Bu yüzden CHP’li belediyelerin mücadelesi yalnızca yerel değil;
doğrudan iktidar mücadelesidir.
Özgür Özel Yürüyor, Peki Kadrolar Yetişebiliyor mu?
Bugün CHP Genel Başkanı Özgür Özel, açık bir iktidar dili kurmaya çalışıyor.
Sahada, Meclis’te, toplumun her kesimiyle temas hâlinde.
Bu bir gerçek.
Ve bu emek görmezden gelinemez.
Ancak dürüst olalım:
Bu mücadele büyük ölçüde liderin omuzlarında ilerliyor.
İktidar yürüyüşü, tek başına verilecek bir mücadele değildir.
Milletvekillerinin, örgütlerin, yerel yöneticilerin;
aynı tempoda, aynı kararlılıkla bu yürüyüşe ayak uydurması gerekir.
Bugün esas eksik olan şey şudur:
Liderin açtığı hattın, kadrolar tarafından yeterince doldurulamaması.
Belediyeler Yalnız Bırakılmamalı
CHP’li belediyeler hem hizmet üretiyor
hem de iktidarın tüm baskılarına karşı direniyor.
Ama bu direnç, çoğu zaman yalnız bırakılıyor.
Oysa;
• her engellenen proje bir siyasi meseleye,
• her kesilen kaynak bir iktidar eleştirisine,
• her bloke edilen hizmet bir ülke sorununa dönüştürülmelidir.
Belediyelerin yaşadığı her baskı,
örgütün, milletvekillerinin ve partinin tamamının meselesi olmalıdır.
İktidar İddiası Kolektif Bir Emek İster
CHP’nin önünde net bir gerçek var:
İyi belediyecilik yetmez,
güçlü ve ortak bir iktidar iddiası şarttır.
Bu iddia;
• sadece genel merkezden değil,
• sadece liderden değil,
• sadece belediye başkanlarından değil,
partinin bütün kadrolarından yükselmelidir.
Son Söz
CHP bugün önemli bir eşiği geçti.
Belediyelerde başarı var.
Liderlikte emek var.
Toplumda karşılık var.
Şimdi ihtiyaç olan şey şudur:
Bu emeği büyütecek, yükü paylaşacak, iktidar yürüyüşünü hızlandıracak kolektif bir siyasi seferberlik.
Özgür Özel’in mücadelesine ayak uydurmak değil;
ona ortak olmak gerekir.
Çünkü bu yürüyüş,
bir kişinin değil,
bir partinin,
bir ülkenin yürüyüşüdür.
















