Ali Öztürk yazdı: Üsküdar’da milli irade sandıkta mı kaldı?

“…Üsküdar’ı AKP’ye götüren son siyasi tercihler, CHP ve YENİ Parti saflarından gelen bazı oylarla gerçekleşti. Eğer CHP’den seçilen bir meclis üyesi, CHP’nin adayına değil AKP’nin adayına oy verdiyse bunun siyasi bir açıklaması olmalıdır…”
ALİ ÖZTÜRK
Üsküdar’da yaşananları yalnızca birkaç siyasi gelişmenin arka arkaya gelmesi olarak görmek mümkün değil.
Belediye Başkanı tutuklandı.
Başkan vekilliği seçimi çok kısa bir süre içerisinde iptal edildi.
Dört CHP’li meclis üyesinin AKP’ye geçmesi kamuoyunda ciddi soru işaretlerine neden oldu.
İki meclis üyesinin tutuklanmasıyla süreç daha da tartışmalı bir hâl aldı.
Ve ardından CHP ile YENİ Parti’den bazı meclis üyelerinin, kendi adayları yerine AKP adayına oy verdiği görüldü.
Sonuç?
Üsküdar Belediyesi AKP yönetimine geçti.
Şimdi herkes dönüp aynı soruyu sormalı:
Bu tablonun sorumluluğu yalnızca iktidara mı aittir?
Elbette süreçte yaşanan hukuki ve siyasi gelişmeler sorgulanmalıdır. Elbette tutuklamalar, seçim sürecindeki kararlar ve parti değiştirmeler bütün yönleriyle kamuoyuna açıklanmalıdır.
Ama başka bir gerçeği de görmezden gelemeyiz.
Üsküdar’ı AKP’ye götüren son siyasi tercihler, CHP ve YENİ Parti saflarından gelen bazı oylarla gerçekleşti.
Eğer CHP’den seçilen bir meclis üyesi, CHP’nin adayına değil AKP’nin adayına oy verdiyse bunun siyasi bir açıklaması olmalıdır.
Çünkü seçmen o meclis üyesine kendi iradesini temsil etmesi için oy verdi.
Seçmen sandığa giderken;
“Beni temsil et, ama günü geldiğinde benim oy verdiğim siyasi tercihin tam karşısında dur”
demedi.
Siyaset elbette tercihlerden ibarettir.
Ama siyasi tercihin de bir bedeli, bir sorumluluğu ve en önemlisi seçmene karşı bir hesabı vardır.
Bugün “milli irade” denilecekse, önce şu sorunun cevabı verilmelidir:
Milli irade hangisidir?
Sandıkta CHP’ye oy veren Üsküdarlı seçmenin iradesi mi?
Yoksa CHP’den seçildikten sonra AKP adayına oy verenlerin oluşturduğu yeni siyasi tablo mu?
İşte mesele tam da burada düğümleniyor.
Milli irade, yalnızca sandıktan çıktığında hatırlanacak bir kavram değildir.
Milli irade; seçmenin verdiği oyun, seçmenin iradesinin ve güveninin korunmasıdır.
Bir siyasi parti adına seçilip daha sonra başka bir siyasi iradenin belediye yönetimini kazanmasına katkı sağlamak, en hafif ifadeyle seçmene açıklanması gereken ciddi bir siyasi tercihtir.
Bu nedenle Üsküdar’da yaşananları sadece “iktidar yaptı” diyerek açıklamak kolaycılıktır.
İktidarın yaptığı her şey elbette sorgulanmalıdır.
Ama muhalefet adına seçilenlerin attığı adımlar da sorgulanmalıdır.
Çünkü demokrasi sadece iktidarı eleştirmek değildir.
Demokrasi, kendi tarafındaki yanlışın da karşısında durabilmektir.
Bugün Üsküdar’da kaybedilen yalnızca bir belediye değildir.
Seçmenin güvenidir.
Sandığa giren oyun anlamıdır.
Temsilcisine duyulan inançtır.
Ve belki de en acısı, siyasetin temelindeki “emanet” duygusudur.
Yarın birileri çıkıp yine “milli irade” diyecek.
Desin.
Ama Üsküdar halkının da sormaya hakkı var:
“Madem milli irade diyorsunuz, benim verdiğim oyun iradesine neden sahip çıkmadınız?”
Çünkü siyaset koltuk kazanmak kadar, emanete sahip çıkma meselesidir.
Ve bugün Üsküdar’da herkesin kendisine sorması gereken soru şudur:
Üsküdar’ı AKP mi kazandı, yoksa bazıları Üsküdar’ı AKP’nin kazanacağı bir noktaya mı taşıdı?
Bu sorunun cevabını tarih değil, siyasetçiler ve Üsküdar halkı verecek.
Ama bir gerçek değişmeyecek:
Sandıkta verilen emanet, sandıktan sonra unutulursa geriye sadece koltuklar kalır.
Oysa halkın iradesi koltuktan çok daha değerlidir.
Çünkü siyaset biter, makamlar değişir, partiler gelir geçer…
Geriye insan kalır.
Ve insanın en büyük sınavı, kendisine verilen emanete ne yaptığıdır.















