Abdülhamid

“…Abdulhamid’in denize açılmasını Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı sayfa sayfa, destan gibi bir haberle duyurdu. Oku oku bitmedi. Sayın Cumhurbaşkanının Akkuyu Nükleer Santral gezisini aynı kurum, 2 cümle, 3 fotoğrafla duyurdu…”
ABİDİN YAĞMUR
Taşucu Limanından uğurlandı Abdülhamid gemisi.
Akdeniz’de petrol arayacak.
Hayırlı uğurlu olsun…
*
Olsun olmasına da bu petrol, doğalgaz arama işi seçim malzemesi mi oldu biraz ne?
Hani cumhurbaşkanı, bakanlar…
Vali…
Cumhur İttifakına mensup belediye meclisi üyeleri…
Hatta partilerin ilçe yöneticileri bile Taşucu’ndaki uğurlama töreninde hazır….
Fakat 2 milyon nüfuslu, 1 milyon 200 bin seçmenli şehirde yarım milyon oy almış seçilmiş belediye başkanı törende yok.
Niye?
Çünkü belediye başkanı AKP’li değil.
CHP’li.
Neyse, hayırlı uğurlu olsun…
*
Olsun olmasına da bu petrol, doğalgaz arama işleri kimilerinin dilinde Atatürk’le hesaplaşma mı oldu ne?
Hani bir ağızdan çıkmış gibi, binlerce sosyal medya kullanıcısı, Abdulhamid gemisinin fotoğrafını koymuş, altına yazmış:
“Heykel değil, dünyanın en büyük sondaj gemisi.”
Neymiş, kendilerinden önceki iktidarlar, bilhassa CHP hiç eser yapmamış, hep heykel yapmış.
Soracaksın, “Senin anan, baban, deden, büyük annen heykelden mi emekli oldu?”
Ülke için bir atılım yaparken, ülkenin geçmişine bu kadar sövmek siyaset değil de ne?
Neyse, hayırlı uğurlu olsun…
*
Olsun olmasına da geminin adı bile ülkenin geçmişiyle hesaplaşma, ülkenin geçmişini yer yer yok sayma, yer yer çarpıtma üzerine.
Abdülhamid kim?
Devrik padişah.
Devri kapanmış, tarih sahnesinden silinmiş, misyonunu tamamlamış, hanedan hukuku gereğince artık taht maht iddiası da kalmamış Osmanoğulları ailesinden biri.
Ülkeyi 40 seneye yakın yönetmiş.
İslamcılık davası dışında bir şey bırakmış mı?
Tarihçilere sormak lazım.
Türkiye, bugün kendi kıyılarında, kendi kıyılarının çok ötesinde, açıklarda petrol, doğalgaz arayabiliyorsa, ticaret yapabiliyorsa bu Abdulhamid sayesinde mi?
Yoksa tüm kapitülasyon ve ayrıcalıkları kaldıran, denizciliği millileştiren, uluslararası anlaşmalarla Türkiye’nin statüsünü güçlendiren devrimci cumhuriyet kadroları sayesinde mi?
Onu da tarihçilere sormak lazım.
Neyse, hayırlı uğurlu olsun…
*
Olsun olmasına da Türkiye, denizlerde petrol arayacak dev gemisini Taşucu’ndan Akdeniz’e alayı vala ile uğurlarken Taşucu’na kuş uçuşu yarım saat mesafedeki Akkuyu’da Ruslar kontrolü tamamen ele aldı, iyi mi?
Yani Taşucu’nda yerli ve milli adımlar atılırken…
Akkuyu’da ne yerlilik kaldı ne millilik.
Elin adamı geldi kondu oraya.
Santral kimin, sermaye kimin, işçi kimin belirsiz.
Yarın kim karlı çıkacak belirsiz.
Santrali denizden, karadan, havadan kim koruyacak belirsiz.
Santralde her şey Rus.
Bir tek adı yerli ve milli:
Akkuyu!
Neyse, hayırlı uğurlu olsun…
*
Abdulhamid’in denize açılmasını Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı sayfa sayfa, destan gibi bir haberle duyurdu.
Oku oku bitmedi.
Sayın Cumhurbaşkanının Akkuyu Nükleer Santral gezisini aynı kurum, şöyle duyurdu:
“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mersin’in Gülnar ilçesinde yapımı süren Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde (NGS) incelemelerde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerçekleştirdiği ziyarette incelemelerde bulundu ve yetkililerden bilgi aldı.”
Bu kadar.
Bir de Sayın Cumhurbaşkanının, santrali havadan izlerken görüldüğü fotoğraf.
Ee?
Ne oldu?
*
Ne olduysa oldu, hayırlı uğurlu olsun…
















