Dolar 45,0098
Euro 52,8050
Altın 6.815,04
BİST 14.409,07
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin 20°C
Az Bulutlu
Mersin
20°C
Az Bulutlu
Cts 23°C
Paz 26°C
Pts 22°C
Sal 22°C

Münevver Özgenç yazdı: Sahipsiz ülkenin yazgısız hayvanları…

Münevver Özgenç yazdı: Sahipsiz ülkenin yazgısız hayvanları…
6 Ağustos 2021 11:33
958
A+
A-

“…Balkon yıkarken bile karınca gördüğünde olduğu yeri kuru bırakıp geçen, arabaların altında ezilmiş kedi köpeklere içlenen ben; fotoğraflardan gördüğüm yanmış kaplumbağalara, yaban domuzlarına, köstebeğe, belki de milyonlarcası ile yok olmuş arıya, karıncaya, kendi yaşam alanlarında ateşlere savrulmuş cümle börtü böceğe yanıyorum şimdi…”

 

 

MÜNEVVER ÖZGENÇ

 

 

Özgöğüncüsü oldum” derdi annem; süregelen bir şeylere üzülüp dertlenirken.

Günlerdir, bir cehennemin pençesinde ülkem!

Göğünmek ne ki öz bitti, söz kalmadı; yürekler tükenirken…

İlahi kadere değil ama ülkelerin, toprakların yazgısına inanırım ben.

Daha doğrusu yazgısızlığına.

Savaşın, kıtlığın, kör cehaletin ortasında kıvranan aç- perişan, çaresiz halkları gördükçe; insanca yaşamak varken.

İlkinde bir görünmeze yüklenir ah.

Diğeri insan elinden!

Hadi, en hafifinden başlayalım: İşbilmez, öngörüsüz yönetimlerden.

Belli ki özenle seçilmiş bir, bir!..

Hem kel hem fodul misali hiçbiri kıl aldırmaz burnundan, tepeden tırnağa kibir!

*

Ülkenin kadersizi olur da, içinde yaşayanlar gönençli kalır mı?

Kaynağını emip, kaymağını yiyen kodamanlar, bezirganlar, yağmacılar dışında!.

Savaş- salgın bir yana, başı ayıkmaz önlenemese de önlemi alınabilir depreminden, yangınından, selinden!

Sırf insanlar değil ağacından ormanına, kurdundan kuşuna, arısına, ince belli karıncasına kadar tüm canlılar payını alır yaşama ve doğaya karşı ihanetten, ihmalden.

Ülkeme gelince: Yüz yıllık bir süreçte eşsiz çoğrafyasına, konumuna, doğal zenginliklerine diş bileyen alıcı kuş emperyalizme karşı dünyanın en zorlu kurtuluş savaşını başarıp, cumhuriyetle birlikte çağdaşlıktan, laiklikten, kadın-erkek eşitliğinden, bilimden-sanattan yana aydınlanmaya ve üretmeye durmuş bir ülkeden:

Her alanda geriye gitmiş, eldekini avuçtakini tüketmiş, en geri kalmış ülkeler safına düşmüş sahipsiz bir ülkeye.

Asıl iç yakıcı olan bu: Nereden nereye?

*

Evladın, kocanın, babanın hayırsızı olur da başa gelenlerin hayırsızı, haini olmaz mı hatta?

Anne- babasından yüz çevirip eksiğini, hatırını sormayan uçarı evlat,

Çocuklarını aç- perişan ortada bırakıp sırf kendi zevkine dolanan sorumsuz baba misali.

Karısının kolundaki bileziğe, parmağındaki yüzüğe göz dikip gündeliğine el koyan koca gibi…

Savaştan çıkmış bir ülkenin küllerinden yoktan var edilmiş, her biri deve dişi, dünya gözdesi işletmelerinin önce sözde zarar ettirilip, ardından özelleştirme adı ile bazıları sırf arsa fiatına, yerli işbirlikçiler eliyle, yabancı sermayeye peş peşe “babalar gibi” satılmasını,

Oluşabilecek salgınlara, afetlere, zor günlere karşı yoksul halkın, hepimizin vergileriyle oluşan kurumların kapatılıp kapısına kilit vurulmasını düşününce insan:

“Başıma gelenler hep senden”

Tüm dünya ile birlikte, bir buçuk yıldır yakamıza yapışan pandemiden muhtemel ki kurtulabilecek binlerce vatandaşın kaybedilişi, kendi aşı merkezimizde kendi bilim insanlarımızın üretebileceği aşı yoksunluğundan.

Uzmanlara göre, etkin bir erken müdahaleyle yayılmadan söndürülebilecek yangınlar, yangın uçağımızın yokluğundan.

Bir ateş topu şimdi güzelim Akdeniz Coğrafyası.

Günlerdir bizi de yakan!

Bir kıyamet filmi; Toros Dağlarınının yemyeşil ormanlarını ateşten diliyle yalayıp yutan; gece- gündüz, nefesimizi tutarak izlediğimiz.

Kararmış yamaçlar.

Küle dönmüş evler.

Koskoca bir yalnızlık duygusu, isyana varan; insanlar çaresiz.

Canlı haberler, zorlu çekimler; tehlike altında kameraman, muhabirler.

Canı pahasına alevleri söndürmeye çalışan görevliler.

Canla başla yardıma koşan gönüllüler. –Tümüne minnet borcumuz var-

Evinden yurdundan olmuş yöre halkı, feryat- figân köylüler; darmaduman olmuş düzenler. Aç-perişan hayvanlar.

Can dostlarımız yaralı.

Balkon yıkarken bile karınca gördüğünde olduğu yeri kuru bırakıp geçen, arabaların altında ezilmiş kedi köpeklere içlenen ben;

Fotoğraflardan gördüğüm yanmış kaplumbağalara, yaban domuzlarına, köstebeğe, belki de milyonlarcası ile yok olmuş arıya, karıncaya, kendi yaşam alanlarında ateşlere savrulmuş cümle börtü böceğe yanıyorum şimdi.

Acılar, acılar, acılar.

Öz bitti, ömre zarar.

Bir yürek daha ne kadar dayanabilir

Nereye kadar?

 

Sonra diyorum ki kendime

Yılma bu denli Münevver!

“Öyle yıkma kendini,

Öyle mahzun öyle garip”

*

Her karanlığın mutlaka bir sonu var!..

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.