Şerife Arıcı Yıldız yazdı: Türkiye’de Kadın Ölmek…

Hayır yanlış yazılmadı, tam olarak okuduğunuz gibi: Kadın olmakla ölmek eş anlamlı artık bu ülkede.
ŞERİFE ARICI YILDIZ
Yaşınız, konumunuz, işiniz hiç önemli değil,’ ‘adamın’ biri sevdiğinden, biri yerdiğinden, biri ayrılmak istediğiniz için, biri ona “hayır” dediğiniz için, biri sadece canı istediği için öldürebilir sizi.
Evde, minibüste, işyerinde, sokakta.
Ömrümüzü vermişken birine, ya da hiç tanımamışken birini.
Tam bitirmek üzereyken üniversiteyi, tam almışken ilk maaşı, tam emekli olacakken farketmez.
Önceki gün Ataköy’de iş çıkışında, hiç tanımadığı bir genç tarafından, sırf canı birini öldürmek istediği için öldürülen mimar Başak Cengiz gibi ne olduğunu anlamadan samuray kılıcı saplanabilir sırtınızdan.
Kim, neden diye soramadan sesiniz kesilebilir sonsuza dek.
Çünkü birileri sormamıştır sizden öncekiler için. Kimse çığlık atmamıştır ardlarından, ya da çığlıklar cezalandırılmıştır katillerin yerine.
Sessiz çığlıklarını yanlarında götürmüştür kadınlar mezarlarına.
Çünkü Daha çocukken öğretilmiştir, sövmek, dövmek erkeklere ve itaat, susmak kız çocuklarına.
Sevmek öldürme sebebidir bu ülkede ya onunsundur ya kara toprağın.
Kadın savunmasızdır erkek şiddetine, töre, gelenek, ahlak, hep erkekten yanadır. Aile dişına bildirilmez dayak, bildirilirse dozu artar. Kocadır döver de severde.
Yanılıp şaşıp imzalanan İstanbul Sözleşmesi hukuk çiğnenerek feshedilmiştir.
Çünkü hesap sorulmaz olmuştur ülkede.
Kadın öğretmen, doktor, avukat, her şey olabilir ama, kadın olmak, ne olursa olsun, ölmekle eş anlamlı bu ülkede!
















