DOLAR 13,5346
EURO 15,3121
ALTIN 748,42
BIST 1.810
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin 21°C
Çok Bulutlu
Mersin
21°C
Çok Bulutlu
Per 19°C
Cum 20°C
Cts 20°C
Paz 18°C

Nüfusun yüzde 22’si dengeli beslenemiyor. Yüzde 8.5’i açlık sınırının altında

Nüfusun yüzde 22’si dengeli beslenemiyor. Yüzde 8.5’i açlık sınırının altında
REKLAM ALANI
18.10.2021
126
A+
A-

Gıda Mühendisleri Odası Mersin Şube Başkanı Yusuf Değirmenci, “Gıda krizi riskinden kurtulabilmek ancak üretim ekonomisini, sermayenin öncelikleri yerine kamusal çıkarları, gündelik politikalar yerine planlı kalkınmayı önceleyen kamucu tarım ve gıda politikalarını savunmakla mümkündür” dedi.

 

ARA REKLAM ALANI

16 Ekim Dünya Gıda Günü sebebiyle Gıda Mühendisleri Odası, Kimya Mühendisleri Odası ve Ziraat mühendisleri Odası Mersin şubeleri ortak basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Yusuf Değirmenci okudu.

“Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO)’nun 16 Ekim Dünya Gıda Günü’nün bu yılki temasının “Eylemlerimiz Geleceğimizdir” vurgusu olduğunu söyleyen Değirmenci, “Bu anlamda yaptığımız ve yapacaklarımız geleceğimizi belirleyecektir. Sürdürülebilir bir tarım-gıda sistematiğine dönüşümün desteklenmesi; daha iyi üretim, daha iyi beslenme, daha iyi bir çevre ve daha iyi bir yaşamı da beraberinde getirecektir” ifadelerini kullandı.

(Covid-19) döneminde; gıda egemenliği, gıda güvencesi ve gıda güvenliğinin en fazla gündeme gelen konular olduğuna dikkat çeken Değirmenci, bu süreçte insanların sağlık hakkı kadar yeterli ve dengeli beslenme, temiz su hakkı yanında yeterli ve sağlıklı gıdaya erişiminin gerekliliğinin de bir kez daha ortaya daha ortaya çıktığını söyledi.

 

 

“ÜLKEMİZİN YÜZDE 8,5’İ AÇLIK SINIRININ ALTINDA”

 

 

Dünyada 800 milyonun üzerinde insanın yatağa aç girdiğini, yılda yaklaşık 1,3 milyar ton gıdanın çöpe giderek heba olduğunu belirten Değirmenci, “Ülkemizde ise insanlarımızın yüzde 22`si dengeli ve yeterli beslenememekte, yüzde 8,5`u ise açlık sınırında yaşamaktadır. Unutulmamalıdır ki dünya üzerinde üretilen tarım ve gıda ürünleri 7,5 milyarı geçen dünya nüfusunu beslemeye yetecek miktardadır. Yaşanan bu açlık; bitkisel ve hayvansal ürünlerin yetersizliğinden değil adil olmayan gelir ve gıda dağılımından kaynaklanmaktadır” ifadelerini kullandı.

 

Tüketilen gıdaların güvenilir olmamasına dikkat çeken Değirmenci, dünyada her yıl yaklaşık 600 milyon kişinin hijyenik olmayan gıdaları tükettikten sonra hastalandığını ve önemli bir bölümünün yaşamını yitirdiğini söyledi. Değirmenci, “Kamu sağlığını gözetmeyen merdiven altı üretimin yanında, stokçuluk ve fahiş fiyatlar ile doğru, etkin ve hızlı şekilde mücadele edilmelidir. Gıda denetim sistemi bütünüyle ele alınıp yaşanan sorunların ivedilikle çözülmesi gerekmektedir” dedi.

 

 

“EKONOMİK KRİZ İNSANLARI AÇILKLA YÜZ YÜZE BIRAKMAKTA”

 

Temel ihtiyaç olan gıda harcamalarının insanların gider kalemlerinde önemli bir yer tuttuğunu söyleyen Değirmenci, “Bu durum dar ve orta gelirli aileleri birçok ihtiyacını ertelemek veya tamamen vazgeçmek zorunda bırakmaktadır. Derinleşen ekonomik kriz ortamında artan yoksulluk nedeniyle toplumun önemli bir kesimi temel gıda maddelerinde dahi kısıtlamalara gitmekte, dengeli beslenme bir yana, yokluk, yoksunluk ve açlıkla yüz yüze kalmaktadır” diye belirtti.

 

“KAZANAN ŞİRKETLER VE ARACILAR KAYBEDENSE ÇİFTÇİLER”

 

Pandemi ve küresel kuraklık süreciyle birlikte endüstrileşmiş ülkelerin kendi üretimlerini ve stoklarını artırmaya çalışarak, sınırlarını kapatarak, ihracat yasakları koyarak, dış ticaret hacmini daralttığını ve korumacılık önlemleri aldığını söyleyen Değirmenci, Ülkemizde ise palyatif önlemler ve söylem dışında ne yazık ki üretimi ve üreticiyi korumaya yönelik somut politikalar uygulamaya konulmadığını söyledi. Yöneticilerin tarımsal üretimde yaşanan yapısal sorunlara kalıcı çözümler üretmeden kolaycı yaklaşımlarla yaşanan sorunları dışalım politikalarla çözmeye çalıştığını söyleyen Değirmenci, “Bu durum kâr elde edemeyen çiftçilerimizin üretmekten vazgeçmesi sonucunu doğurmaktadır. Tarım alanlarının, tarımsal üretimin, çiftçi sayısının ve kırsal alan nüfusunun sürekli azaldığı bu süreçte en büyük pay aracılara, tüccarlara ve sözleşmeli tarımla çiftçiyi taşeronu olarak kullanan büyük şirketlere ve market zincirleri ile ithalatçı firmalara gitmektedir” ifadelerini kullandı.

 

 

“GÖSTERMELİK DENETİMLERLE ENFLASYON DÜŞMEZ”

 

 

Yaşanan bu politikalar nedeniyle tarımsal girdi fiyatları ve marketteki gıda fiyatları enflasyonun üstünde arttığını belirten Değirmenci, buna karşılık tarımsal ürünlerin tarladaki fiyatının ise enflasyonun altında kaldığını belirtti. Bu durumun üreten çiftçinin para kazanamamasına tüketicilerin ise pahalı gıda tüketmesine yol açtığını söyleyen Değirmenci,  “Bu sonuç önümüzdeki süreçte ülkemizi ciddi anlamda gıda güvencesi ve gıda tedariki sorunlarıyla karşı karşıya getirecektir.  Üretim yeterliliği sorununu çözmeden, üretim maliyetini düşürmeden, sözleşmeli üretim modelini üreticiler lehine düzenlemeden ve demokratik kooperatiflerle tedarik zincirine müdahale etmeden göstermelik denetimlerle gıda enflasyonunun düşmeyeceği açıktır” dedi.

 

 

“ÇÖZÜM; KAMUCU TARIM VE GIDA POLİTİKALARI”

 

 

Su kaynaklarının kirlenmesi, ormanların, sulak alanların ve ekosistemin tahrip edilmesi, tarım alanları ve meraların amaç dışı kullanılması, yoğun girdi kullanımına dayalı endüstriyel tarım, nüfus artışı gibi sorunların kendilerini kaygılandırdığını belirten Değirmenci, “Bu olumsuz gidişe dur demek zorundayız. Dünyanın ve ülkemizin geleceği için her koşulda üretmeye devam etmek, üretimi ve üretenleri desteklemek zorundayız. Çiftçilerimizin bitkisel ve hayvansal tarım ürünlerini üretebileceği olanaklarını güçlendirmek, yerli ve yeterli üretime geçmek, tüketicilerimizin de bu gıdalara uygun fiyatlar ile sürdürülebilir bir şekilde ulaşmasını sağlamak zorundayız. Gıda krizi riskinden kurtulabilmek ancak üretim ekonomisini, sermayenin öncelikleri yerine kamusal çıkarları, gündelik politikalar yerine planlı kalkınmayı önceleyen “Kamucu tarım ve gıda politikalarını savunmakla mümkündür” ifadelerini kullandı.

 

 

 

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.