Dolar 45,3532
Euro 53,5211
Altın 6.875,62
BİST 15.062,65
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin 26°C
Parçalı Bulutlu
Mersin
26°C
Parçalı Bulutlu
Paz 24°C
Pts 24°C
Sal 23°C
Çar 23°C

Ben Bir Dut Ağacıydım, Tece Parkında/Münevver Özgenç Yazdı

Ben Bir Dut Ağacıydım, Tece Parkında/Münevver Özgenç Yazdı
29 Nisan 2021 22:10
537
A+
A-

“…Fotoğraf birkaç gün öncesine ait. Geçen yıla kadar, deniz nemiyle hafif tuzluya çalan küçük, şirin meyvelerini hayli gelişmiş alçak dallarından gelip geçenlere cömertçe sunan bu dut ağacı eski günlerine döner mi bilmem…”

 

 

MÜNEVVER ÖZGENÇ

 

 

Siyaha yakın, kırmızı olanları çoktan olgunlaşıp yemişlerini sunmaya başladılar bile.

Ben daha çok beyazını severim; hele de dalından yemeyi.

Belirtmeliyim ki ne eski dilde Nebatat denilen bitki bilimden, ne de budamadan anlarım. Ya da bu şekilde budamanın bir gerekliliği var mıydı? Onu da bilmem.

Eğer öyleyse, diyecek bir şeyim kalmasa da üzülürüm yine de…

Fotoğraftaki bu dut ağacı, bahara yakın bu hale getirildiğinde içim parçalanmıştı. Parmak köklerinden kesilmiş gibi iki eliyle, sanki gökyüzüne doğru ilenir gibi görüntüsüne.

Yaz yaklaştıkça, yürüyüşlerimiz sırasında her yanından geçerken, ne zaman dal budak verip yapraklanacak da, ne zaman dut verecek diye kaygılanıp durdum.

Çevrede bulunan diğer cinsleri, gün ışığında oynaşan çoğunluğu avuç içi kadar yüzlerce yaprakları, yapraklar arasında uç vermeye başlamış minik ham meyveleri ile bir şölen mevsimine hazırlanırken;

Bizimkisi ancak, ucundaki bir kaç dal filizle yaşamaya heveslenmekte şimdi.

 

Salgın başta, binbir sorunla boğuştuğumuz günlük yaşam telaşının giderek artan dağdağasında, “ayların en zalimi Nisan” da (*) geçip giderken; insanlığı tüm çıkmazlarıyla baş başa bırakıp;

Boşa verilen yaşama sevincinin yanında,insanın insana sevgisi giderek azalırken;

Yanısıra doğaya, çevreye, hayvanlara karşı da benzer bir sevgisizlik, ilgisizlik, özensizlik başka bir biçimde can sıkmakta.

Rant yoluna yüzbinlerce ağacın kesilmesine, ormanlarımızın yok edilmesine toplum olarak kayıtsız kaldığımız gibi, kendimize ait ya da toplu yaşam alanlarımızdaki tek tek ağaçları da kolayca gözden çıkarıp, kıyabiliyoruz.

 

Fotoğraf birkaç gün öncesine ait. Geçen yıla kadar, deniz nemiyle hafif tuzluya çalan küçük, şirin meyvelerini hayli gelişmiş alçak dallarından gelip geçenlere cömertçe sunan bu dut ağacı eski günlerine döner mi bilmem…

Bu, ne ilk meyvelerini vermeye hazırlanan yeni dikilmiş Kızılcık, ne de ihtiyar bir Ceviz Ağacı.

Bizimkisi;Tece Parkında bir garip Dut Ağacı;

O, en üst daldan üç tane düşer mi payımıza

Bu sene, bilinmez ama.

Orhan Veli misali:

“Bekleriz;

Ömür çok,

Ne çıkar…”

 

Sahi, şart mıydı böyle bir budama?..

 

 

(*)T.S.Eliot

 

 

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.