Nazmi Akdağ yazdı: Pembe gazeteciler

“…Bu yandaşlar o kadar ileri gittiler ki, Büyükşehir Belediye Binasına molotoflu saldırıyı bile masum göstermek için belediye yönetimini suçlamaya kalktılar. Ekmeğiyle oynandığı için böyle yapmış. Mesai saatinin sonuna gelinmiş olmasaydı belki de yeni bir Madımak oteli katliamı yaşanabilirdi. Bu saldırgan şayet haksız yere işinden olduysa hakkını yasal yollardan aramalı. Bu tür terörist saldırıyla hak aranmaz…”
NAZMİ AKDAĞ
Bugün biraz kendimizden yani yerel medyadan bahsetmek istiyorum.
Nereden çıktı diyebilirsiniz.
Geçtiğimiz günlerde Yüksel Ekici arkadaşım “Pembe gazeteci var mı? “ diye bir yazı kaleme almıştı.
Diyarbakır’da bir ilçe belediye başkanı tüm gazetecileri işe alarak kendisi hakkında olumsuz haberleri aklınca önlemiş.
Bu haberden yola çıkarak Mersin’deki yerel yönetimlerde ne kadar gazeteci çalışan olduğunu sorgulamıştı.
Yerinde bir soru ama gazeteciler belediye de çalışmadan da çalışmış gibi yapıyorlar.
O kadar ileri gidenler oluyor ki belediye personeli olsa bu kadar yanlı yazı kaleme alamaz.
Hatta belediyelere dışardan danışmanlık hizmeti verenlerin dahi olduğu söylenmekte.
Gazetecinin asli görevi halk adına yöneticileri sorgulamaktır. Atanmış veya seçilmiş olsun fark etmez. Ama halkın oylarıyla gelen yerel yöneticiler önceliklidir.
Bu kadar içli dışlı olan bir medya mensubunun tarafsız haber veya yorum yapması olanaksızdır.
Geçtiğimiz günlerde MGC’nin düzenlediği “Cemiyet söyleşileri “ için Mezitli Belediye Başkanı Neşet Tarhan’ı konuk etmiştik.
Başkan Tarhan, “Biraz özele gireceğim ama belediyelerin basına ne kadar kaynak aktardığını açıklamaları gerektiğini düşünüyorum. Yerel yönetimler elbette yerel medyaya destek olacaklar. Buna karşı değilim. Ama şeffaf olmaları gerekir” demişti.
Üzülerek söylemeliyim ki yaygın basındaki yandaşlık, maalesef yerel basına da sıçramış durumda.
Bu yandaşlar o kadar ileri gittiler ki, Büyükşehir Belediye Binasına molotoflu saldırıyı bile masum göstermek için belediye yönetimini suçlamaya kalktılar.
Ekmeğiyle oynandığı için böyle yapmış.
Mesai saatinin sonuna gelinmiş olmasaydı belki de yeni bir Madımak oteli katliamı yaşanabilirdi.
Bu saldırgan şayet haksız yere işinden olduysa hakkını yasal yollardan aramalı.
Bu tür terörist saldırıyla hak aranmaz.
Ayrıca Belediye yönetimini de aldığı karardan geri döndürmez.
Madımak otelinde yaşanan ve 38 aydının yakıldığı Sivas olaylarından sonra zamanın Başbakanı Tansu Çiller, “Göstericilere bir şey olamamış” demişti. Yani yananları değil yakanları savunmuştu.
İşte Mersin’deki bazı gazetecilerde, yakılanı değil de yakanı savunur duruma düştüler.
















