Dolar 45,0251
Euro 52,6335
Altın 6.772,47
BİST 14.335,49
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin 20°C
Parçalı Bulutlu
Mersin
20°C
Parçalı Bulutlu
Cts 23°C
Paz 25°C
Pts 21°C
Sal 22°C

Ali Öztürk yazdı: Çok Tuhaf Zamanların Erkeklik Krizi: Konuşmadığımız Sorun Büyüyor

Ali Öztürk yazdı: Çok Tuhaf Zamanların Erkeklik Krizi: Konuşmadığımız Sorun Büyüyor
20 Nisan 2026 09:43
46
A+
A-

Son zamanlarda içime oturan bir mesele var. Açık konuşayım, görmezden gelindikçe büyüyen bir problemle karşı karşıyayız: genç erkeklerin yaşadığı yalnızlık, öfke ve yönsüzlük. İnternette “incel” diye bir kavram var artık. Türkçeye tam çevrilmiyor belki ama özü şu: “kimse tarafından istenmeyen, dışlanmış, yalnız erkek.”

 

ALİ ÖZTÜRK

 

Ama mesele sadece yalnızlık değil. Bu çocuklar zamanla bir öfke biriktiriyor. Ve bu öfke bazen kendine, bazen topluma, bazen de kadınlara yöneliyor. Daha da kötüsü, bunu besleyen bir dijital dünya var. Aynı duyguları yaşayan insanlar bir araya geliyor, birbirlerini daha da radikalleştiriyor.

Ve sonra bir bakıyoruz… Daha 15-16 yaşında çocuklar okula silahla gidiyor.

Bu normal değil. Bu “anlık cinnet” hiç değil.

Bu, göz göre göre gelen bir çöküş.

Erkeklik diye öğretilen şey aslında yük olmuş

Biz erkeklere küçüklükten beri ne öğretildi?
Ağlama. Güçlü ol. Başarılı ol. Kadınları etkile. Kaybetme.

Peki kim öğretti nasıl insan olunacağını?
Kim öğretti duyguyla baş etmeyi?
Kim anlattı “reddedilmek dünyanın sonu değil” diye?

Kimse.

Bugünün genci hem ekonomik olarak sıkışmış, hem sosyal olarak yalnız, hem de kafası tamamen karışık. Sosyal medyada gördüğü hayatlar gerçek değil ama kıyasladığı şey o. Kendini yetersiz hissediyor. Ve bir yerden sonra bu yetersizlik hissi öfkeye dönüşüyor.

İşte o noktada incel dediğimiz yapı devreye giriyor.
“Sen suçlu değilsin, sistem suçlu. Kadınlar suçlu.” diyor.
Ve bu söylem, bazı gençlerin aklında şiddeti meşrulaştırıyor.

Okullarda olanlar tesadüf değil

Bugün çocuklar okullarda birbirine zarar veriyorsa, bu sadece bireysel bir problem değildir. Bu, sistemin açık verdiği yerdir.

Bakın, eğitim sistemi hâlâ sadece sınav üzerinden gidiyor. Çocuk ders yapıyor mu, notu iyi mi… Tamam. Ama o çocuk yalnız mı? Dışlanıyor mu? Psikolojik olarak çöküyor mu? Kimse bakmıyor.

Burada açık konuşmak lazım.
Yusuf Tekin ve mevcut eğitim anlayışı bu konuda yetersiz kalıyor.

Okullarda rehberlik sistemi kağıt üzerinde var. Ama gerçek hayatta çoğu çocuk o kapıdan içeri bile girmiyor. Öğretmenler bu tür riskleri nasıl fark edeceklerini bilmiyor. Aile zaten çoğu zaman “bizim çocuk yapmaz” diyerek işin içinden çıkıyor.

Sonra bir gün haberlerde görüyoruz.

Sorun aslında çok daha derin

Bu mesele sadece “şiddet” değil.
Bu mesele aidiyetsizlik.

Bir çocuk kendini hiçbir yere ait hissetmiyorsa, kaybedecek bir şeyi kalmıyor.
Ve kaybedecek bir şeyi olmayan insan, en tehlikeli insandır.

Bugün birçok genç erkek:

* Arkadaşsız
* Sevgisiz
* Ama en önemlisi değersiz hissediyor

Bunu çözmeden hiçbir şeyi çözemeyiz.

Ne yapacağız peki?

Süslü cümlelere gerek yok. Gerçekçi olalım.

Önce kabul edeceğiz: Problem var.

Sonra:

* Okullarda psikolojik destek gerçekten çalışır hale getirilecek
* Öğretmenlere bu konularla ilgili eğitim verilecek
* Ailelere çocukla nasıl iletişim kuracakları öğretilecek
* Erkeklik dediğimiz şey yeniden konuşulacak (güç değil, denge)
* Sosyal medyadaki bu zehirli gruplar ciddiye alınacak

Ama en önemlisi şu:
Bu çocukları “garip”, “asosyal”, “sorunlu” diye dışlamayı bırakacağız.

Çünkü dışladığın insan ya içine kapanır…
Ya da bir gün patlar.

Son söz

Ben şuna inanıyorum:
Hiçbir çocuk doğuştan kötü değil.

Ama ihmal edilmiş, anlaşılmamış ve yalnız bırakılmış çocuklar…
yanlış yerlere savruluyor.

Bugün bu konuyu konuşmazsak, yarın daha ağır sonuçlarını konuşuruz.

Bu artık bir tercih meselesi değil.
Bu, toplumsal bir zorunluluk.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.