Dünyanın en demokrat parkı!

“…Okulu kırmışlarla o sabah işten atılmışların ya da kafası kızınca istifa etmişlerin… İşyerinden öğle yemeği için ayrılmışlarla vardiyaya başlamadan önce hava almak isteyenlerin… Kaçak aşıklarla acemi aşıkların… Otobüs, tren saatini bekleyenlerle otobüsü kaçırmışların… Koşturmaktan yorulup dinlenmek isteyenlerle vaktini nasıl geçireceğini bilmeyenlerin buluştuğu bir mekandır Atatürk Parkı…”
ABİDİN YAĞMUR
Öyledir, sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en demokrat parkıdır Mersin Atatürk Parkı.
Gelir düzeyi, sınıfı, etnik kökeni, mezhebi, yaşam biçimi ne olursa olsun herkesin eşit düzeyde faydalandığı bir parktır.
Gölgesi, sessizliği, deniz kokusu…
Herkese eşit dağılır.
*
Hiç kimsenindir ama aynı zamanda herkesindir Atatürk Parkı.
Mersin’in her ilçesinden, her mahallesinden bir vasıta ile ulaşılır Atatürk Parkına.
Herhangi bir semtin herhangi bir parkına gitseniz rahat etmezsiniz.
Bilirsiniz o park sizin değildir.
Ama hangi semtten gelirseniz gelin Atatürk Parkında rahat edersiniz.
Sizin parkınız olduğunu bilirsiniz.
*
Mersinlilerin denizle ücretsiz ya da en ucuz şekilde buluştuğu yerdir aynı zamanda Atatürk Parkı.
Marina gibi değildir mesela.
Herkes rahatlıklar girer.
Denizi izler.
Denizi koklar.
*
Cebinde 20 lirası olan bir anne ya da baba mesela, rahatlıkla getirir çocuğunu Atatürk Parkına.
Bir simit, bir pamuk şeker, belki bir bardak çay…
Hem çocuk eğlenir hem aile dinlenir.
*
Okulu kırmışlarla o sabah işten atılmışların ya da kafası kızınca istifa etmişlerin…
İşyerinden öğle yemeği için ayrılmışlarla vardiyaya başlamadan önce hava almak isteyenlerin…
Kaçak aşıklarla acemi aşıkların…
Otobüs, tren saatini bekleyenlerle otobüsü kaçırmışların…
Koşturmaktan yorulup dinlenmek isteyenlerle vaktini nasıl geçireceğini bilmeyenlerin buluştuğu bir mekandır Atatürk Parkı.
Neye ihtiyacın varsa ona dönüşür…
“Roma’da Romalı gibi davran” denilmiştir ya…
Mersin’de de Mersinli gibi davranmak gerekir ama Atatürk Parkında gezenler istisna.
Karasal iklim şehirlerinden gelmişler mesela Atatürk Parkında daha bir rahat eder sanki.
Bundandır şehir dışından gelenlerin ilk olarak “Beni Atatürk Parkına götür” demesi.
Atatürk Parkı bu şehrin en samimi yeridir çünkü.
Dileyen kilim serer oturur, dileyen minder atar oturur…
Dileyen katlanır sandalyesiyle gelir oturur.
Dileyen çimenlere uzanır, uyur gölgede.
Dileyen balık tutar.
Dileyen amaçsız yürür bir uçtan bir uca.
*
Böylesine demokrat, eşitlikçi, özgürlükçü bir parktır Atatürk Parkı.
Belki de bunun için belediye başkanları rahat bırakmaz parkı.
Biri gelir bir yerine bina kondurur.
Biri gelir ağaçlarını keser.
Bir gelir sağından solundan kırparak otopark yapar.
*
“Efendim içkiciler, ayyaşlar hep orada” der, asayiş için ağaçları keser kimi.
“Caddeden geçerken deniz görünsün” diye ağaçları keser kimi.
*
Şimdilerde bir yanından limanın, bir yanından müstakbel AVM’nin tehdidi altında Atatürk Parkı.
Liman genişlese de fakirin fukaranın parkı gidecek, AVM kurulsa da gidecek.
Bakalım ne olacak?
















