Mersin Yaşam Gazetesi

Ömer Sakar: Bu kenti ayağa kaldırmak için ortak enerjiye ihtiyacımız var

Abidin Yağmur

CHP Mersin Büyükşehir Belediye Başkan aday adayı, Mimarlar Odası Mersin Şube Başkanı Ömer Sakar, ekip arkadaşları Faik Burakgazi, Yeşim Dağgeçen, Feyyaz Hallaç, Zeki Karabulut, Taner Gündinç, Özcan Yılmaz, Dilek Çakır, Sema Uğurlu, Ünal Şahin, Hikmet Bayru, Hikmet Beştaş ile birlikte gazetecilerle bir araya geldi.

2004 ve 2009 yıllarında Toroslar Belediye Başkan aday adayı olduğunu hatırlatan Ömer Sakar, önümüzdeki yerel seçimlerde Mersin Büyükşehir Belediye Başkan adayı olabilmek için ekibiyle birlikte yola çıktıklarını söyledi.

 

Sakar,  "Bizim çıkışımız Ömer Sakar hareketi değil. Bir ekip hareketi. Arkadaşlarımızla birlikte, ortak akılla, kolektif hareket etmek üzere yola çıktık.  Bizler bu kentin, hak ettiği noktada olmadığını görüyoruz. Kentte yaşam kalitesi giderek düşüyor. Bugüne kadar kente emeği geçenler bazı şeyleri çözdüler ama büyütemediler, geliştiremediler. Bu kente Okan Merzeci'nin, Kaya Mutlu'nun, Macit Özcan'ın faydaları büyük. Her ne kadar hiçbir şey yapılmadı denilse de bugün yaşadığımız ortam onların dönemlerinde hazırlandı. Biz daha fazlasını, daha iyisini yapmak istiyoruz.  Mersin'i marka kent haline getirmek istiyoruz. Marka kent olmak, dünya kenti olmak kolay değil. Kentlilik bilinci olmalı, eğitim olmalı, altyapınız hazır olmalı. Biz sorumluluk aldığımız andan itibaren bu kenti örnek kent haline getireceğiz.  Bu kentte yaşayan herkes bizim için önemlidir ve değerlidir. Bu kenti ayağa kaldırmak için ortak enerjiye ihtiyacımız var. Bir kişi bir şey çözemez. Birkaç kişi üç sorunu çözer. 100 kişi on sorunu çözer. Ekipler halinde, ortak akılla çalışırsanız bütün sorunları çözersiniz.  26 yıllık belediyecilik deneyimim var. Ben arkadaşlarıma yol gösterici olacağım, projelerimiz, yapacaklarımız ise ortak akılla karara bağlanacak" diye konuştu.

 

'Belediye iyi yönetilmiyor'

 

Mersin Büyükşehir Belediyesi'nin son 5 yıldır iyi yönetilmediğini iddia eden Ömer Sakar, "Şu an belediye borçlu durumda. 800 milyon liraya yakın borç var. Bir kısmı uzun vadeli, bir kısmı kısa vadeli borçlar. 2017 yılında 45 milyon lira faiz ödemesi yapılmış. Bu parayla birçok insana iş sağlayabilirdik, öğrencilerimiz için yurt yapabilirdik, belediye adına tesisler kurabilirdik. Ama bu kaynak bankalara veriliyor.  Belediye iyi yönetilmiyor. Kaynakların yüzde 48'i mal ve hizmet alımlarına harcanıyor. Neyin malı, neyin hizmeti belli değil. Bir stat, dört tane kapalı tesis yapıldı, 700 milyon liraya mal oldu. Biz o zaman iki katına mal oldu dedik, bunlar 350 milyona yapılabilirdi dedik. Yani 350 milyona bu kadar tesis yapılabiliyorken belediyenin mal ve hizmet alımına ayırdığı para ise 800 milyon lirayı buluyor. Büyükşehir Belediyesi kaynak yaratamıyor. Sıfır. Şu anda hükümetin gönderdiği paraya bağlı. Eğer bu para gelmezse belediye hiçbir şey yapamaz, Mersin'i pislik götürür. Dolayısıyla belediyenin kaynaklar yaratması lazım" ifadelerini kullandı.

 

 'Battıçıktı yapacağınıza, hafif raylı sistem yapın'

 

 Belediyenin kaynaklarının yanlış yatırımlara kullanıldığını kaydeden Ömer Sakar, "Bu kentte bir raylı sistem bile yapılamadı. Çok pahalı bir şey değil. Abarttıkları  gibi düşünmeyin. Çok lüksmüş gibi sunuluyor. Hangi çağda yaşıyoruz? Metro, tramvay gibi raylı sistemler, çok önemli bir ulaşım   argümanıdır.  Mutlaka olması gerekir. Ama bazıları bunu yüzyılın projesi gibi sunuyor. Yok böyle bir şey. 50 battıçıktı yapacağınıza 40 kilometre raylı sistem yapılır, 27 tane battıçıktı yapacağınıza 35 kilometre raylı sistem yapılır bu kente" dedi.

 

 'Berdan ile Göksu'yu birleştireceğiz'

 

 Mersin'in nüfus baskısı altında olduğunu, ancak siyasilerin bu soruna değinmediğini ifade eden Sakar, "Nüfus baskısı var bu kente.Bu en büyük sorun ve kimse bununla ilgili bir çözüm üretmiyor. 1/5000'lik planı daha çıkaramadılar. Her itirazdan sonra yeni bir plan çıkartıyorlar. Sürekli planla oynama olduğundan inşaat sektörü durmuş durumda. Bir kentin yaşam kalitesini artıracak en önemli unsur planlamadır.  Biz bugün Yenişehir'de, Mezitli'de mahalle kültürünü yaşayamıyoruz. Bunu en iyi, Toroslar'da,  Çay Mahallesi'nde,  Çilek Mahallesi'nde yaşıyor insanlar. Mahalle kültürü, dayanışma kültürü oralarda yaşanıyor hâlâ. Planlama yapılırken dayanışma kültürünü de oluşturmamız gerekiyor. Medeniyetlerin izinde, geleceğin peşinde adını verdiğimiz bir projemiz var. Berdan Nehri ile Göksu Nehri'ni 800 kodda birleştirebiliriz. İki ırmak arasında su yolu, onun etrafında yerleşim yerleri, ekolojik tarım alanları yaratabiliriz. Bunlarla ilgili projelerimizi hazırladık" diye konuştu.

 

 'Yerel yönetim halkın refahını düşünmeli'

 

Mersin Büyükşehir Belediyesi'nin Adnan Menderes Bulvarı'ndaki çalışmasını doğru bulmadıklarını ifade eden Ömer Sakar, seçilmeleri durumunda sahildeki o yapıları sökmek, yıkmak yerine rehabilite edeceklerini söyledi.

CHP Mersin Büyükşehir Belediye Başkan aday adayı Ömer Sakar sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sahildeki bu proje yanlış. Projenin  İstanbul ve  Ankara’daki uzmanlara yaptırılması da yanlış. Mersin’de birçok mimar ve mühendis var. Göreve gelirsek sökelim yeniden yapalım mantığına karşısıyız. Projelerimizi kent dışından hiç kimseye yaptırmayacağız. Bu kenti iklimsel olarak bilmeyen mimarın, mühendisin bu kente ürettiği proje karşılığını bulmaz. Çünkü bu kentin yaşam koşullarını bilmiyorlar. Dolayısıyla üretilen projeler baştan aşağı yanlış. Biz projelerimizi halka soracağız. Halka sormadan bir şey yapmayacağız. Ciddi anlamda Mersin’in bir hikayeye ihtiyacı var. Bu kentin enerji patlamasına  ihtiyacı var. Bunu başarabiliriz. Artık bu işin bir şekilde değişmesi düşünüyoruz.  Yerel yönetim anlayışının da değişmesini istiyoruz. Yerel yönetim yerel kaynağı sağa sola savurmak, çarçur etmek değildir. Ya da birilerine bir şeyler kazandırmak değildir. Yerel yönetim halkı düşünmek, eşitlikçi davranmak, halkın refahını düşünmek ve kaynak yaratmaktır. Kent kendi kendine yetmeli, ayakta durabilmeli, üretmeli ve hizmetlere devam etmeli. Eğer yerelde birileri direnmiyorsa, yerelde yaşayan halk örgütlü değil ve direnmiyorsa, değiştirme iddiamız olamaz. Konuşmaktan öteye geçmez. Her gün birileri çıkar medyada, basında bize hikaye yazar biz de bunları dinleriz.  Biz artık dinlemek istemiyoruz. Nazım Hikmet'in dediği gibi şarkı dinlemek değil şarkı söylemek istiyoruz."