Mersin Yaşam Gazetesi

Sanatçı ve Faşizm(!)

Gencer Baykul

Hiç değilse bu gazete okurlarının, yukarıdaki başlık karşısında hafifçe irkildiğini ve hatta ‘Bu iki kavramda yan yana mı gelir canım!’ diye geçirerek, müstehzi dudak büktüklerini tahmin ediyorum.

Ancak burası Türkiye’dir ve burada; insanlığın ve onun yarattığı tüm toplumsal birikimin baş düşmanı olan faşist düşünce ve eylem, sanat alanında bile kendisine yandaş bulmakta kesinlikle zorlanmaz. Bu yüzden okuyucuya sabırlı ve temkinli olmalarını salık veririm.

Tarih boyunca bütün diktatörler; sanatı, edebiyatı, tiyatroyu, mizahı ele geçirmek için yanıp tutuşmuşlardır. Kitapları kent meydanlarında toplayıp yakmış, sanatın içine tükürmüş, sanatçıları tutuklayıp zindanlara göndermiş, yeri gelmiş gitarını çalamasın diye parmaklarını kesmiş, kültür merkezlerini ve tüm sanat kurumlarını kapatıp mühürlemiş, tutuklayamadığı sanatçıları ise işinden atıp açlığa mahkûm etmiştir. Ya da bizde görüldüğü gibi; tiyatro sanatçılarını zabıta memurluğuna atayarak, eleştirel aklın tüm devrelerini yakacak,trajik katkılar sunmuşlardır(!)

Sanatçıları ele geçirince sanatı da ele geçireceklerini sanmışlardır hep. Bu düşünce giderek kafalarında bir saplantı haline gelmiştir.

Bu saplantının büyüleyici etkisine kapılan ve sanatçı olarak tariflenen kimi zevat ise, faşizme unutulmaz katkılar yapmakta gecikmemiştir.

Bu zevatın, sanatın muhalif ve özgürlükçü ruhunun yol açacağı maliyetleri göğüslemeye zevahiri ve yüreği yetmediği için, soluğu bu saplantılı faşistlerin güvenli ve akçalı eteklerinde almakta ne kadar mahir olduklarını tarihten biliyoruz…

Maalesef bu topraklarda da onlara sanatçı (!) denmektedir.

Hâlbuki tuttukları iş şudur: Ezen ve sömüren ve bunu yapmayı kolaylaştırmak için geniş yığınları manipüle etmesi gereken zorbalara çanak tutmak…

Dolayısıyla onları şu şekilde tariflememiz lazım:Siz sanatçı filan değilsiniz. Siz ayan beyan omurgasız, insanlığı pazara çıkarmış üçkâğıtçı sanat simsarı ve dahi işbirlikçisiniz, hepsi bu(!)

Thomas Mann’in bir sözü hatırlatarak bağlayalım: “Faşizm bir ideoloji değil, bir kötülüktür.”