Mersin Yaşam Gazetesi

Mersin’de Edebiyat Var

Bülent Ufuk Ateş

Türkiye’de gazete yazarlığı yapan kişi, konu bolluğu yaşar. Gündem o denli hızlı almaktadır ki; hangisini yazacağını  şaşırabilir. Mersin’de yaşıyorsanız üzerine yerel sorunları ekleyin bir de… Bu kenti yöneten ismin Burhanettin Kocamaz olduğunu anımsayın…

                Ancak bu kez ulusal ve yerel sorunlar üzerine kalem oynatmak değil niyetim. Sevgili iki dostumun; Gencer Baykul ve Erdal Dalgın’ın yenilerde yayımlanan kitaplarına ayırıyorum bana ayrılan sütunu.

 

BİZİM RADYO

 

                Yol arkadaşım Gencer Baykul’un ikinci romanı Bizim Radyo. İlki “118’inci Sokak”, Mersin’den yükselen barış çığlığıydı. Değişik kurgusu ilgi ve beğeniyle okumama yol açmıştı.

                Bir solukta okudum sevgili Gencer’in yeni yapıtını. Giderek gelişen dil ve anlatı zenginliğiydi hemen girişte algılanan. Geleneksel halk kültüründen kurgusal bir edebi tür olan romandan yararlanmak zenginlik katmış. “Bir varmış, bir yokmuş. Masal masal içinde, mesel kitap içinde…” benzeri tümceler, gerçekte var olanı efsaneleştirmede kolaylaştırıcı bir unsur. Uzun yıllar yurtdışından yayın yapan Bizim Radyo’nun bizahiti efsane değil mi zaten !..

                Yazar, çağının tanığıdır. Gencer Baykul’da sosyalist hareketin bir döneminden hareketle bunu yapıyor. İstanbul’da başlayan serüven, işkencehanelerden geçerek Almanya’ya uzanıyor. Gerçek yaşanmışlıkları duyumsuyorsunuz olaylar dizgesi içerisinde. Roman kahramanlarını çok iyi tanıyor gibiyiz. Düşünceler, duygular, yaşanmış aşklar 12 Eylül nesnelliğini o kuşağın insanına anımsatıyor, acıyla… Gençler içinse bilme, öğrenme eylemidir bir yanıyla Bizim Radyo’yu okumak. Hani neredeyse belgesel diyeceğim geliyor..!

                Kalemine sağlık sevgili yoldaşım; entelektüel birikimine araştırmacılık özelliğini katarak bu eseri yarattığın için  teşekkür ederim.

 

SUSMALAR

 

                Erdal Dalgıç’ın şiirlerini bir araya topladığı ilk kitabı “Susmalar”. Kendisi nasıl tanımlıyor bilmiyorum.

                Okumaya başladığımda Sivas kırımında yitirdiğimiz sevgili Behçet Aysan’ın şiirini anımsattı Erdal’ın kimi dizeleri. “Kırık dize” biçeminin ustası Behçet Aysan şiirinin tadını duyumsadım.

                Kitabın adı “Susmalar” olsa da; şiir sanatında çokça kullanılan  renklerle haykırış gösteriyor sevgili Erdal. Hele mavi-yeşil renklerde coşku var.

                “Karga-kelebek” örneğinde olduğu gibi betimlemeleri, anlatımdaki dolayım zenginliğini oluşturan önemli bir unsur. Ve bunu ustaca yapıyor şairimiz.

                Her şair dilini zenginleştiren bir büyücüdür biraz da..!

Şu sözcükler Türkçe’ye katkı değil mi ! “Çırpıkım” (S.32), “Ayrıkçılar”(S.31), “Dönümsüzüm” (S.67)…

                Sevgili Erdal’ın şiirinde önemsediğim bir başka yön; maddeci dünya görüşünü dillendirdiği dizelerini halk kültüründen beslenerek vurgulaması. “Hazırlığımı tamamladım, / Kırk tas su yurdum / Beyazdan libaslarım / Meleği gelebilir / Beni almaya / Ölümün. / Hazırlığımı tamamladım, / Arkamdan ağladım / Ağlamasın kimse. / Helvamı dahi yedim. / Vasiyetimdir, / Beni gök anneye / Teslim edin. “

                Sanatsal üretimin Bizans’ta olma zorunluluğunun olmadığının kanıtıdır Gencer Baykul ve Erdal Dalgıç. İyi ki varlar ve eminim ki, daha çok üretecekler. Mersin’in yenilerine de sahne olacağından eminim.