Mersin Yaşam Gazetesi

TTB'nin Tutumu

Mehmet Antmen

Türk Tabipleri Birliği 24.01.2018 tarihinde "SAVAŞ BİR HALK SAĞLIĞI SORUNUDUR" konulu bir basın açıklaması yaptı. Başta AKP, MHP, Vatan Partisi olmak üzere tüm saray bileşenleri TTB Merkez Konseyi'nin üzerine yürümeye başladılar.

                Böyle bir açıklamayı ilk kez duyuyormuş numarasına yattılar. Meselenin Afrin harekatına özel olduğunu iddia ettiler. Ve hepsinden ötesi "Teröre,terör örgütüne destek" diye bir suç uydurdular.

                Cumhurbaşkanı, Başbakan, İçişleri Bakanı, Sağlık Bakanı ve tüm bunların kankası Perinçekgiller suç duyurularında bulundular. Ankara Başsavcılığı da soruşturma açmada gecikmedi, 30 Ocak sabahı, henüz gün ışımadan Başkan Raşit Tükel dahil 11 Merkez Konsey üyesinin evleri basılarak, evlerinde, işyerlerinde ve TTB binasında aramalar yapılarak tümü gözaltına alındılar.

                Bir haftaya yakın bir gözaltı sürecinden sonra tümü serbest bırakıldılar ve Dünya Tabipler Birliği, Avrupa Hekimler Daimi Komitesi, Alman Doktorlar Sendikası gibi Uluslar arası örgütler ve Saray yalakası olmayan tüm ulusal örgütler (buna TTB'nin görüşlerine muhalif bazı örgütleri dahi ekleyebiliriz) hep bir ağızdan TTB Merkez Konseyine reva görülen bu haksızlığa isyan ettiler.

                Yapılan haksızlığa karşı çıkan örgütlerin sesleri daha çok sosyal medyada yer buldu zira BirGün, Cumhuriyet, Demokrasi ve Evrensel dışında kalan ulusal gazetelerin hiç biri bu haykırışları duymadı, duyamadı.

                Ancak şurası çok net ki; bu haksızlığa karşı direnen emek demokrasi güçleri ulusal ve uluslar arası arenaya seslerini oldukça güçlü duyurdular. Hükümet, bu haksızlığı yaparak kendi ayağına sıkmıştır. Savaşın bir halk sağlığı sorunu olduğunu yıllardır dillendiren TTB istese bile bu denli yaygın bir kamuoyu oluşturamazdı. Saray ve hükümet tarafından bu olanak TTB'ye armağan edilmiş oldu.

                Şimdi gelelim olayın çok daha can alıcı bir bölümüne ve kendisini saray yanlısı olmamakla savunan ancak TTB ne zaman "barış" dese, "halk sağlığı" dese, "bir arada yaşam" dese, "insanlar ölmesin" dese, TTB'ye "bizim sorunlarımızla ilgilen", "bombalananlar Kürt olduğu için sesiniz çıkıyor, IŞID bombalansaydı açıklama yapmazdınız" diyen, "TTB ve Savaşa karşı çıkmak ne alaka?" diyen sözde demokrat, sözde saray karşıtı bazı unsurların söylediklerine.

                Öncelikle şunları anımsatmakta yarar var; TTB, 1985'te herkesin sustuğu bir dönemde İdam cezasının kaldırılması için bir basın açıklaması yapmış ve başta Prof. Dr. Nusret Fişek olmak üzere tüm Merkez Konsey üyelerine dava açılmıştı. Yine 2000 yılında süren açlık grevleri nedeniyle "hekimlerin tutumu"na yönelik bir dava açılmış ve tüm bunlar beraat ile sonuçlanmıştı. Ayrıca son 35 yıldır her fırsatta savaşa, insan hakları ihlallerine, antidemokratik uygulamalara karşı soruşturma geçirmedikleri, gözaltına alınmadıkları yüzlerce açıklama, panel, sempozyum ve kongre gerçekleştirmiştir.

                Ama asıl tutum 1 Temmuz 2015 tarihinde sergilenmiş ve 7 Haziran seçimlerinden başarısızlıkla çıkan AKP hükümeti, gerek başarısızlığının üstünü örtmeye ve gerekse de yeni bir seçim kampanyasına yönelik daha sonra adını "Fırat Kalkanı Operasyonu" olarak adlandıracağı bir hazırlık dönemine girmiş ve TTB, bir kısmını aşağıya aldığım basın açıklamasını yapmıştı.

"...Ve biz hekimler bir kez daha uyarıyoruz:

Savaşa heveslenmeyin!

Savaş bir halk sağlığı sorunudur, savaş öldürür!

Türkiye’yi yönetenlerin yapması gereken bölgedeki çatışmaları körüklemek değil, barbar IŞİD çetesine karşı tatmin edici önlemler almak, ülkede, bölgede ve dünyada barışı savunmaktır.

Tüm siyasi aktörleri, tüm sorumluları savaş politikalarından uzak durmaya çağırıyoruz. En örgütlü şiddet olan savaşla baş etmenin yolu, adil, demokratik, eşitlikçi, özgür ve barışçıl bir yaşam kurmak ve bunu sürekli kılmaktır.

Tüm yurttaşları savaşın neden olduğu insanlık dışı felaketleri görmeye, hatırlamaya, savaşa karşı direnmeye davet ediyoruz.

Türk Tabipleri Birliği ve hekimler olarak, baskı ve savaş makinesine karşı direneceğimizi, insanlığımızın ve hekimliğimizin gereği olarak savaşı durdurmak için çabalayacağımızı tüm kamuoyuna duyuruyoruz..."

                Fırat Kalkanı Operasyonunda kaç Mehmetçik şehit oldu? 72 !..

                Fırat Kalkanı Operasyonu kime karşı yapıldı? IŞID'e. TTB'nin IŞID hakkındaki düşünceleri basın açıklamasına bile yansıyacak kadar net mi? Kesinlikle evet. Ama hepimizin artık ezbere bildiği "Savaş Bir Halk Sağlığı Sorunudur" ile özetlenecek görüşler bu açıklamada da var mı? Çok net olarak Evet.

                 TTB sonuç olarak bu operasyon ile ilgili ne önermişti; Türkiye’yi yönetenlerin yapması gereken bölgedeki çatışmaları körüklemek değil, barbar IŞİD çetesine karşı tatmin edici önlemler almak, ülkede, bölgede ve dünyada barışı savunmaktır.

                Tüm bu gerçekler ışığında herkes şapkasını önüne koymalı ve artık savaştan, yıkımdan, gözyaşından, göçten medet umanlara değil, barıştan, kardeşlikten, bir arada yaşamdan bahsedenlere, bunun için mücadele edenlere, bunun için gözaltına alınmayı, tutuklanmayı göze alanlara bir yol açmalı.

                Bu yazı tamamlandıktan sonra tartışılmaya başlayan "TTB'nin adındaki Türk kelimesi çıkarılacaktır", "aynı meslek sahipleri farklı oluşumlara üye olabileceklerdir" "meslek odalarına üyelik zorunluluğu kaldırılacaktır" tartışmalarına yönelik bir yazı daha sonra  yazılacaktır.