Mersin Yaşam Gazetesi

Değişim Üzerine

Erol Türedi

Yetmişli yılların ortalarının toplumsal ve siyasi yapılanması içinde gençliğini yaşamış ,kişilik yapısı ve değerleri o yapılanmaya göre oluşmuş,bunu yıllarca korumuş,korumaya çalışmış bu özelliği ve çabası ile de gurur duymuş bir adam.Özetle;sol görüşlü,demokrasiye her alanda inanan,insana her koşulda güvenen(çünkü etrafındakiler hep güvenilir insanlar olmuş),paylaşmaya,yardımlaşmaya değer veren,insanları,doğayı ve doğadan kaynaklanan her güzelliği seven ,genellikle olumlu düşünen ,Aristo misali insanın bilerek ve isteyerek kötülük yapmayacağını düşünen genç öğretmen olarak göreve başladı.Erken evliliğinde,okul öğretmenliği ve idareciliğinde,sonrasında yoğun geçen dershane yıllarında hep bu özellikler uygulama şansı buldu.Çünkü çalıştığı bölge ve insanlar,arkadaş çevresi yine kendisi gibiydi. Özel okul, Üniversite ve özel eğitim kurumlarında çalışmaya başlayınca gerçek dünyayı da tanıdı yada gözünü açtı birileri, insanlar çıkarcı, bencil,kendi menfaati için kardeşini satan tipler haline gelmişler,liberal toplum onları bu hale sokmuş,hangi hayat doğruydu,hangi hayat mutluluk veriyordu?

Bu konuda kendisini sorgulamaya başladı. Başlangıçta çok ürktü ve içine kapandı. Öncelikle ve önlem olarak sadece uzaktaki yoldaşları ile görüştü, yaşadığı yerde kendi gibi düşünenlerle birlikte oldu ama bu ona yetmedi, yeni toplumsal düzene ayak uyduramıyordu.Öyle ki yalakalığı iyi niyet sanacak kadar aptallaştı,bu durum onun kullanılmaya açık hale getirdi,herkes bir yanından kullandı,sağdı.Bir süre sonra onlara benzemeye başladı ve denge bozuldu.Sevilmek güzeldi,alkışlanmak güzeldi,insanı kısa süreli mutlu da ediyordu.Bir ara kendisini seminerlere,konferanslara yani sosyal etkinliklere verdi,epeyce işe de yaradı,hem çevresi farklılaşmaya başladı hem etkin ve güncel piyasaya girmeye başladı,bu farklı dünya onu sevmeye oda bu dünyaya alışmaya başladı. Bu değerlerin sahte olduğunu, insanların onu kullandığını görmesi uzun sürmedi ve çelişkiler yumağı büyüdü.Değerler değişmişti,herkes her yönden çelişik geldi ve ona zarar verdi,yanlış bu kadar çok olunca nedeni kendinde aramalıydı.İnsanın etrafındaki insanları,kullandığı eşyaları ya da yaşadığı yeri değiştirmesi çözüm olmuyordu,bu değişmeler geçici rahatlama sağlayabiliyordu ama asıl değişim kişinin kendinde,değerlerinde olmalıydı,düşünme biçimi,değer sistemi ,olaylara ve insanlara bakış açısı değişmeden gerçek değişim yaşanmıyordu.Kendisi değişmeliydi.Kendisiyle yüzleşmeye başlamıştı,bu yüzleşme sıkıntı yarattı.Toparlanması gerekiyordu.Erken yaptığı evlilikte bu çerçevede gelişmişti,aynı şeyler orada da fazlasıyla yaşanmıştı. Bunalıyordu, daralıyordu, çıkış bulamıyordu ama bunun çok farkında da değildi.

Bir gün bir psikolog’la tanıştı, onun düşüncelerinden, dik ve tavizsiz duruşundan, hayata ve insanlara bakışından etkilendi, ona hayatında bir yer buldu ve sabitledi. O’na anlamlar ,değerler yükledi,onunla çok şey konuşmaya ,paylaşmaya başladı, yıllar sonra hayat kırk yıl gerisinden sanki yeniden yaşanıyordu,geçmişte yaşananlarla benzerlikler çoktu.Bu durum O’nu çok mutlu ediyordu.Fakat Psikolog arkadaşı bir süre sonra O’nu iyi analiz edip çözümleyince , O’nun için sıkıntılı günler de başladı. Arkadaşı ona bu yeni dünyaya uymaya çalışırken geliştirdiği davranışlarda ,tutumlarda yaşadığı çelişkileri,olumsuzlukları göstermeye başladı.Bir yandan da O’na önce içindeki saf,masum,temiz,70 lerde kalmış çocuğu keşfettirdi ,birde bugün gelinen noktadaki O’nu gösterdi.İşte iki dünyanın çelişkilerini ,yanlışlarını,geçmişte nasıl kullanıldığını vs. gördü, ancak özünde hala iyi,hala iyi niyetli,hala demokrat hala solcu dürüstlüğü ve tutarlılığı taşıyan bir adamın değerleri,kavramları,doğruları bu dünyaya uymuyor. O farklı, pek çok açıdan farklı, kıvranıyor şimdi, kıvrandıkça gülüyor arkadaşı, biliyor olacakları ona yardım etmek istiyor ,anlamaya çalışıyor,çok çaba harcıyor ama adam değişik,dışarıdan tutarsızmış gibi görünüyor oysa düşündüğü gibi yaşayamıyor,sıkıntı burada belki.Arkadaşı pes etmiyor,adamda etmiyor ama bazen bunalıyor,sıkıntısı büyüyor,değerleri çatışıyor ve bazen çaresiz kalıyor.

Ne yapmalı adam? Nasıl yaşamalı? Düşündüğü gibi, değerlerine göre mi? Yaşadığı dünyaya uygun, çıkarcı, faydacı olarak mı yaşamalı? Yaşama amacı ne olmalı? Mutluluk, gülüp oynamak, hayatla dalga geçmek, hiçbir şeyi ciddiye almadan kalan kısmı yaşamak mı? Değerleriyle ,onurlu,dik durarak ama kendisi için yaşamak mı ? Bütün mesele burada galiba. Ne yaparsa mutlu olur? Huzur nerede? Mutluluk yeni dünya da olsaydı o insanlarla neden mutlu olamadı. Ve adam , düşündüğü gibi, değerlerine sadık,dik duran,yaşadığı dünyaya uymak yerine onu kendine uydurmaya çalışan ,tavizsiz yaşamaya karar verdi. İnsan,önce kendi sağlığını,kendi yaşamını düşünen( ama bencilce değil) ve planlayan biri olmalıdır.Arkadaşlarını dostlarını yeniden gözden geçirmeli,yeniden seçmelidir,bu seçimde kendi değerlerini kriter almalıdır,diye düşündü. ’’Dünyanın her yerini halı ile kaplamaya çalışmaktansa ayaklara terlik giymek gerekir’’sözünden yola çıkarak önce kendisi değişmeliydi. Değişim kişinin kendinden başlamalıydı. Sırtında yıllarca taşıdığı fazla eşyaları ve insanları hak ettikleri yerlere bıraktı ve bu sayede özgürleşti, artık kimseyi çekmiyordu, gereksiz polemiklerden, ilişkilerden,insanlardan uzak duruyordu.Bu bir tür arınma,silkelenme ve kabuğunu kırıp yeniden kendini yaratma isteği ve davranışıydı. Böylece yaşamını yeniden biçimlendirdi ;Sağlıklı, mutlu, huzurlu, dürüst, açık ,kendi doğruları ve değerleri çerçevesinde dik duran ve yaşayan kararlı ve hedefleri olan bir insan  olarak  yaşamaya  özen gösterecek ve bunu hemen yapmaya başlayacaktı. Öyle de yaptı ve bu çerçevede önündeki kağıda aşağıdaki notları yazdı;

1-Öncelikle  hayatımızdaki yanlışlıklar tespit edilmeli ve kabul ederek içselleştirilmelidir.

2-Kişi düşünce ve davranışlarında değerleriyle (dürüstlük, doğruluk, tutarlılık, iyi niyetlilik, paylaşımcılık,) çelişmemelidir.

 3-Bütün dikkatini ‘’ daha iyi, daha mutlu, daha huzurlu nasıl olurum’ üzerine toplamalı, kafa yormalı ve önlem alınmalıdır.

4-  Her konuda özellikle insan ilişkilerinde dürüst,açık,net ,güvenilir konuşulmalı ve davranılmalıdır.

5-İnsan ilişkilerinde eşya gibi kullanma ya da kullanılma kriteri olmamalıdır.Yaşam sürecinde kimseyi  çıkarları için kullanmamalı,hiçbir şekilde kendisinin eşya gibi kullanılmasına izin vermemelidir.

6-İnsanın kimseye, özellikle de çakallara eyvallahı olmamalı, insanlarla iletişim içinde olunmalı ama daha çok dinleyen, az ve öz konuşan, saygın duruşunu koruyacak davranışlar sergilemelidir.

7-Analitik düşünmeyi sevmeli ama bunu odaklanılan konu yanında yan ve etkisiz konularda da yaparak ana sorun göz ardı edilmemelidir. Bu durum insanın üzülmesine, kırılmasına ve yanlış konuşma ve davranmasına neden olmaktadır. Gereksiz ve kışkırtıcı ayrıntılar sıkıntı yaratabilir. Hiçbir faydası, katkısı olmayan insanları konuşmak, mesele yapmak sadece moral bozar ve gereksiz tartışmalara yol açabilir, bu konuda dikkatli olunmalıdır.

8-Özetle her insan ‘’Ben değerliyim, ben özelim, ben etkili ,güçlü,bilgili,kültürlü ve çok da sıradan olmayan önemli bir bireyim’’diyebilmeli,bu özellikler davranışlara ve iletişime açık şekilde yansımalıdır.Kısaca insanın kendine has bir duruşu olmalıdır.