Mersin Yaşam Gazetesi

Emperyalizm ve Türkiye Sağcısı

Osman Namdar

 

Dünü bilmeden, bugünü anlamak ve yarını doğru kurmak mümkün değildir.

 

Türkiye’de dincileşme ve sömürgeleşme sürecini anlamak için 70 yıllık yakın tarihte siyasal iktidarları ve bunların Amerikan emperyalizmi ile bağlarını anlamak gerekir. Aslında bu konu iyi anlaşılsa ve anlatılsa insanların gerçekleri daha iyi kavrayacağını, bazı yalanların kolayca açığa çıkacağını düşünüyorum.

 

1940’larda ülkede gelişmekte olan ticaret ve tarım burjuvazisi varlık vergisi ve toprak reformu ile zedelenen çıkarlarını korumak için örgütlenmeye, tek parti içinde çok aykırı sesler çıkmaya başlamıştı. II. Paylaşım Savaşı sonrası dünya koşullarının da zorlamasıyla Türkiye çok partili düzene geçti. Soğuk Savaş yılları başlar başlamaz ise 1947 yılında Truman Doktrini'ni uygulamaya koyan ABD, Türkiye için de bir ekonomik ve askerî yardım paketi uydurdu. Bu paket ile savaş artığı araç ve silahlarını Türkiye’ye hibe etti ama her tür kontrol ve kullanımını o belirliyordu. Türkiye bunların bakımı ve modernizasyonu ile ABD’yle ilk bağını oluşturuyordu.

 

Tek parti döneminde üç dönem milletvekilliği yapan Menderes, 1950 yılında Demokrat Parti iktidarını kurdu. İktidara gelir gelmez ilk işi ezanı Arapçalaştırmak olan Menderes, 1950 yılında Kore Savaşı'na bir tugay asker yolladı. 1952 yılında NATO'ya girdi. Yine onun iktidarı zamanında, gelecekte provokasyonlar hazırlayıp gençleri birbirine kırdıracak olan, birçok aydının kanına giren CIA ve Kontrgerilla merkezi 1952 yılında, Milli Seferberlik Kurulu adıyla kuruldu. Yine 1954 yılında ABD'ye İncirlik Hava Üssü’nü kurma izni verildi. Bu arada Amerikan yardımıyla petrolü, arabası olmayan ülkeye bol bol yol yapılıyordu. Seçimlerde “Yeter, Söz Milletin” ve “Büyük Türkiye İçin Desteğinizi İstiyorum” diyordu.

 

Milli kahraman Menderes Amerikan emperyalizminin ülkeyi dört bir koldan sarması için elinden geleni yapmıştı.

 

Ardından gelen ve solcular arasında çalıştığı Amerikan şirketinden dolayı Morrison Süleyman olarak adlandırılan Demirel ise “Hakimiyet Milletindir” diyerek “Böyük Türkiye”yi dış borçlarla kuruyordu. 6. Filo askerlerini denize döken Deniz Gezmiş ve arkadaşlarına Milli Türk Talebe Birliğinin organize ettiği bir grup saldırdı. Ama onlar Milli idi. 12 Mart ayarlandı, Denizler asıldı. Tam o sıralar ABD, planına Sovyetler Birliği’nin yayılmasını engellemek için çevresinde bulunan ülkelerin dincileştirilmesi olan “Yeşil Kuşak” projesini eklemişti. En başta da Afganistan, İran ve Türkiye vardı tabii ki.

 

Ancak bu arada ülkede gelişen sendikalaşma, işçi haklarının yükselişi gibi durumlardan rahatsızlık duyan sermayenin rahata ermesi için 24 Ocak 1980 planını, ikinci büyük adam ve milli kahraman olacak bir Nakşi müridi Turgut Özal hazırlıyordu. Ancak bu hazırlanan kararlar, demokratik bir ortamda uygulanır gibi değildi ki 12 Eylül 1980 gecesi Amerika’nın çocuklarının yaptığı darbe için ABD’ye “Our boys done it” mesajı geçiliyordu. Dilinde ayet ve hadisle Kenan Evren kendini oylattı. Ortam hazırlandıktan sonra “ahirette iman, dünyada mekan” diyerek oy isteyen Özal iktidar oluyor, o güne kadar halkın emeğiyle biriktirilmiş ülkenin varlıklarını satmaya çalışıyor, büyük Türkiye’yi kurmak için Batı sermayesini Türkiye’ye çağırıyordu. Bu arada Ortadoğu kaynıyor, ABD Başkanı George H.W. Bush ile boğaz turları atıyordu Özal. Saddam’ın petrollerini taşıyan Kerkük-Yumurtalık Petrol Boru Hattını kapatıyordu. Ardından gelen Demirel ve Çiller de NATO tarafından Kuzey Irak'ta uygulanan uçuş yasağını destekliyorlardı.

 

Araya bir süre Erbakan, Mesut Yılmaz, Ecevit falan girdi ama 70 yıl önce başlayan Amerikan çizgisi bir türlü değişmemişti. Sırada Milli Görüş gömleğini çıkaran Erdoğan vardı ve 2003’te Başbakan oldu. Amerika’nın Müslüman bir ülke olan Irak’a “barış getirmesi için” çok çabaladı, olmadı. BOP Eşbaşkanlığı yaptı, “Arap Baharı” dönemlerinde bahara destek verdi. Suriye İç savaşı başladığında Eşbaşkanlığı devam ediyordu (Şimdiki durumu bilmiyoruz). Üç yıla yakındır da Cumhurbaşkanı.

 

Bu büyüklerimizin hepsi Müslümanlığa çok hizmet ettiler. İslamiyeti yücelttiler. Hepsi, emperyalist oyunları bozdular. Halkımız nezdinde bu büyüklerimizin hepsi emperyalizme karşılar ama görüldüğü gibi kapitalizmin ve ABD’nin ülkede dal budak salması, küresel sermayenin ülkemizi işgal etmesi için ellerinden geleni yaptılar. Türkiye'de en az 15 tane ABD-NATO üssü, yine en az 10 tane radarı, füze ve nükleer bomba kontrol merkezi ile ABD'ye ait nükleer silah depoları var. Kontrgerilla dağıtılmadı, el değiştirdi. Hâlâ iktidardalar.

 

Kısaca, son 70 yılın en az 65 yılını bu sağ zincir yönetti. Hepsi emperyalizmin hizmetkârı belli ama lafa gelince solcular emperyalizm uşağı.

 

Akıl var, izan var diyeceğim de kimde var?