Mersin Yaşam Gazetesi

1 Mayıs

Recep Tepe

“ Her şey para değil” diyordu kürsüdeki mikrofon sahibi, tamamına yakını emekçi olan dinleyiciler de alkış tutuyordu.

“Ülkemizin birlik beraberliği ve aydınlık yarınlarımız için çok çalışmalıyız”, dedi bir sonraki konuşmacı alkışlardan nasibini alarak.

“Allah rızası için hepimiz daha çok çalışalım, hiç kimsede kul hakkı bırakmayalım” dedi bir başkası, daha çok alkışlandı.

Mikrofon sahipleri sakin, kendinden emin, hatta samimiydiler. Yüksek aidiyet duygularının verdiği hazla düzeni savunmak çocuk oyuncağıydı onlar için. Konuşmacılardan biri sanal alemde dolaşan “Gerçek olmayacak kadar mükemmel hikayeler”den biri olan; W.Churchill'in çocukken babasının iyilik yaptığı A. Fleming'in bulduğu penisilinle hayatının kurtulduğu uydurma hikayeyi olmuş gibi anlatırken, kendisi bile inanıyordu.

***

Her şey para değilse, milyonlarca çalışan niye sendikasız? Sendikalı çalışan oranında niye Avrupa sonuncusuyuz? sendikalara niye “Kanarya Sevenler Derneği” muamelesi yaparsınız! Her şey para değilse bir toplu iş sözleşme döneminde işçilerin saatlik ücretlerinin 1-2 TL. artırılması için niye sevmediğinizsendikacılarla aylarca aynı masada oturursunuz?

Ülkemizin birlik beraberliği için çalışacaksak, çalışanları niye hiç bir karar alma sürecine dahil etmezsiniz? Aydınlık yarınlarımız için çalışacaksak, gece gündüz, dere tepe demeden deniz kıyısından yaylalara kadar beton döken bu ülkede, niye çocuklarımıza bahçesi olan güzel okullar yapılmaz?

 ***

Allah rızası ve kul hakkına gelince; Musa’ya indirilen 10 emirin üçüncüsünde ve Kur’an’da da (Bakara 2/224, Maide 5/89, Nahl 16/91) dünyevi işlerde Tanrı’nın adının anılmamasını, ya da anılıyorsa o yeminin mutlak surette yerine getirilmesini ister. Sizce bugünkü gelir adaletsizliğinde kul hakkı olmayan bırakın bir işvereni herhangi bir Allah'ın kulu var mıdır acaba? Toplumun neredeyse tamamının (%92) birbirine güvenmediği bir yerde, beşeri işlerimizde sabah akşam Allah’ın adının anılması bile başlı başına bir günah değil midir?

***

Ülkemizin dünyanın 18. büyük ekonomisi söylemleriyle övünürken, hukukun üstünlüğü endeksinde 99 ülkenin içinde80., ekonomik verilerin yanı sıra eğitim, sağlık, gelir dağılımı, toplumsal güven gibi konularında içine katılarak hesaplanan insani kalkınma endeksinde 187 ülke içinde 69. sıradayız.  Eğitimde OECD ülkelerinden 65 ülke içinde 45, basın özgürlüğünde 180 ülkeden 154, iş kurma kolaylığında ise dünyada 79.sırada olmamız birçok şeyi açıklıyor.

Sabah akşam din konuşarak, iki vardiya beton dökerek geldiğimiz yer burası… Hukukun üstünlüğünün olmadığı yerde rant ekonomisi gerçekleşiyor ve hukuk girmeyen eve tapu giriyor. İktisatçıların orta gelir tuzağı dedikleri, kişi başı 10.000 dolar seviyesini bir türlü geçemediğimiz gibi ekonomik ve sosyal verilerimiz giderek daha uyumsuz ve çarpık bir hal alıyor.

Bu uyumsuzluğun başlıca nedeni, otoritenin, kendi değerlerini kutsayarak, toplumun her kesiminden yüksek sadakat beklentisidir.

Topluma temel hak ve özgürlükler, çağdaş hukuk ve eğitim geniş kitlelerin özgürlük, adalet ve dayanışma mücadelesiyle getirebilecektir.

Emeğin en yüce değer olduğu bir dünya için, 1 Mayıs birlik mücadele ve dayanışma gününün tüm ülkemize barış ve demokrasi getirmesini, tüm emekçilerin en büyük bayramının 1 MAYIS olmasını dilerim.