Mersin Yaşam Gazetesi

‘Toplum olarak demokrasiye, barışa, huzura ve can güvenliğine ihtiyacımız var’

‘Toplum olarak demokrasiye, barışa, huzura ve can güvenliğine ihtiyacımız var’

GÖKAY BAŞCAN

 

Mersin Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri Mersin’de polis aracına yapılan saldırıya ve Şırnak’ta kaçak maden ocağında yaşanan iş cinayetine tepki gösterdi. Emek ve Demokrasi Platformu adına konuşan Yılmaz Bozkurt “Şiddet sarmalını yaratan politikaları sorgulamadan sadece kınamanın, lanetlemenin yetersiz kaldığını göstermektedir” dedi.

Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması düzenleyen Mersin Emek ve Demokrasi Platformu üyeleri “Yaşasın halkların kardeşliği’ sloganı attı

Can güvenliğinin tehdit olmadığı, toplum olarak barış ve huzur içerisinde insanca, kardeşçe ve eşit olarak yaşabileceğimiz demokratik bir iklimin hızla inşa edilmesi için herkesi göreve çağıran Bozkurt “Toplum olarak hepimizin daha fazla şiddete, çatışmaya, gerilime değil; demokrasiye, barışa, huzura ve can güvenliğine ihtiyacı vardır. Ne her geçen gün içine daha fazla sürüklendiğimiz şiddet girdabı ne de fazla kan ve gözyaşından başka bir şey getirmeyen politikalarda ısrar edenlerin bu kaos ortamını baskıcı-otoriter rejimin dayanağı haline getirmesi kaderimiz değildir” dedi.

 Şırnak’ta kaçak maden ocağında yaşanan göçme sonucu 7 işçinin hayatını kaybetmesinde iktidarı sorumlu tutan Bozkurt “Gerekli önlemleri almayarak, kaçak maden faaliyetine göz yuman siyasi iktidarın iş cinayetini meydana gelen göçüğe başlaması nafile bir çabadır. Aşırı kar hırsıyla; güvencesiz, esnek ve kuralsız taşeron çalışmayı yaygınlaştıran, kaçak faaliyetleri engellemek için caydırıcı ceza ve denetimden yoksun düzenleme ve uygulamalar iş cinayetinin temel sebebidir. Şırnak’ta yaşanan son iş cinayeti, işçi sağılığı ve güvenliği gibi hayati bir konuda çözümü tercihini özelleştirmeden, rödovanstan, taşeronlaşmadan, sendikasızlaştırmadan yana koyan siyasi iktidardan beklemenin gerçekçi olmadığını ispatlamıştır” dedi.

OHAL süresinde yaklaşık 130 bin kişinin işinden, geleceğinden, çalışma hakkından edilmek kalmamış 110’un üzerinde yasa değişikliği bizzat KHK’ler ile yapıldığını söyleyen Bozkurt “OHAL süresince işçilerin grevleri yasaklanmış, halkın iradesi ile seçilmiş milletvekilleri, belediye başkanları tutuklanmış, düşünce ve ifade özgürlüğü neredeyse ortadan kaldırılmış, AKP’nin haksız, hukuksuz, keyfi uygulamalarına eleştiri getiren, muhalefet eden tüm kesimlerin susturulması için OHAL seferber edilmiştir. Belediyelere atanan kayyumlara benzer şekilde özyönetim ve denetim mekanizmalarına sahip emek ve meslek örgütlerinin özerk, iktidardan bağımsız yapıları yok edilmek istenmekte, örgütlenme özgürlüğü ve hakkı gasp edilmektedir. KHK’nin kendisi iş güvencesine en büyük tehdit haline gelmiştir: Esnek ve güvencesiz çalışmanın hakim kılınması eğitim, sağlık gibi temel kamusal hizmetlerin özelleştirilmesi ve kamu personel rejiminin de bu doğrultuda dönüştürülmesi OHAL ve KHK rejimi ile hızlandırılmıştır” dedi.