Mersin Yaşam Gazetesi

Tarsus Cezaevi'nde gazeteciye işkence yapan gardiyanlar 'bunu da yaz' diye dalga geçmiş

Tarsus Cezaevi'nde gazeteciye işkence yapan gardiyanlar 'bunu da yaz' diye dalga geçmiş

Avukat Tugay Bek, aralarında gazeteci Erdoğan Alayumat’ın da bulunduğu 13 tutuklunun Tarsus T-2 Kapalı Cezaevi’nde infaz koruma memurlarınca darp edildiği, Alayumat’ın süngerli odaya çıplak şekilde kapatıldığı iddialarıyla suç duyurusunda bulundu.  İnfaz koruma memurlarının işkence yaparken ‘Gazeteci bunu da yaz’ diyerek dalga geçtiklerini belirten Bek, işkence yapan infaz koruma memurları ve işkence izlerini görmezden gelen doktorun cezalandırılmasını talep etti.

 

ABİDİN YAĞMUR

Kapatılan Dicle Haber Ajansı’nın Akdeniz bölge muhabiri Erdoğan Alayumat’ın da aralarında olduğu bir grup tutuklunun, Tarsus T-2 Kapalı Cezaevi’nde işkence ve kötü muameleye maruz kaldığı iddia edildi.

Adana Barosu avukatlarından Tugay Bek’in, müvekkilleri Erdoğan Alayumat, Mübarek Aksu, Hayrullah Turan ve Serkan Erdoğan adına Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdiği suç duyurusu dilekçesinden yer alan iddialara göre, suç duyurusuna konu olaylar 2 Ekim’de A-13 koğuşunda yaşandı.

 

‘Askeri sayıma zorladılar’

 

Koğuşta 13 tutuklunun kaldığını kaydeden Bek,  suç duyurusu dilekçesinde, “Müvekkillerin kalmakta olduğu koğuşa 2 Ekim günü sayım işlemi için her zamankinden daha farklı olarak 20-30 civarında infaz koruma memuru gelmiştir. Sayım esnasında koğuşta bulunan tutuklular ayağa kalkmıştır. Ancak infaz koruma memurları tüm tutukluların tek sıra halinde dizilmelerini ve askeri bir nizam içinde kendilerini saymalarını emretmiştir. Müvekkiller ise bu şekilde sayımın hukuki bir zorunluluk olmadığını ve cezaevi idaresinin tamamen keyfi bir dayatması olduğunu belirtmişlerdir. Tutukluların bu haklı itirazları karşısından kurum birinci ve ikinci müdürünün talimatı ile odada bulunan infaz koruma memurları tarafından müvekkiller ve diğer tutuklular tekme ve yumrukla yoğun bir şekilde darp edilmiştir. Koğuş içinde başlayan darp, malta da devam etmiştir.  Tutuklular infaz koruma memurları tarafından yerlerde sürüklenmiştir. Döverek yere yatırılan tutukluların kafalarına infaz koruma memurları tarafından basılmıştır. Müvekkil Erdoğan Alayumat ve tutuklu Zeki Çiçek koridor boyu sürüklenmiş ve yoğun bir şekilde darp edilerek ‘Süngerli Oda’ diye tabi edilen yere götürülmüştür. Müvekkil bu odaya bırakılırken zorla darp edilerek çırılçıplak soyulmuştur. Mesleği gazetecilik olan müvekkil Erdoğan Alayumat’ı infaz koruma memurları darp ederken  ‘ Gazeteci bunları da yaz’ diye alaylı bir tavır sergilemişlerdir.  Müvekkil iki saat kadar süngerli odada tutulduktan sonra tekrar koğuşuna götürülmüştür.  Müvekkiller ve diğer tutuklular darp edilirken infaz koruma memurları tarafından ölümle tehdit edilmişler,  çok ağır hakaret ve sinkaflı küfürlere  maruz kalmışlardır. Müvekkillere yönelik tüm bu hukuksuz ve suç teşkil eden uygulamalar kurum birinci müdürü ve ikinci müdürünün talimatı ve nezaretinde gerçekleşmiştir” ifadelerini kullandı.

 

Doktor rapor vermedi

 

Olayın ardından Erdoğan Alayumat’ın geçici işitme kaybı yaşadığını, 13 tutuklunun doktora çıkmak için dilekçe verdiğini ancak cezaevi idaresinin sadece 2 tutuklunun revire çıkmasına izin verdiğini anlatan Bek, cezaevi kurum doktorunun işkence ve darp izlerini görmezden gelerek tutukluları muayene etmediğini ileri sürdü. Bek, “İsmini bilmediğimiz ilgili kurum doktoru tutuklularda çıplak gözle dahi tespit edilebilecek darp, cebir izlerini tespit edip raporlandırmaktan imtina etmiştir” dedi.

Bek, 3 Ekim günü açık görüşe çıkan tutukluların, yaşananları ailelerine anlatmamaları için tehdit edildiği, 23 Eylül 2017 tarihinde Adana F Tipi Kapalı Cezaevi'nden Tarsus T-2 Kapalı Cezaevi'ne getirilen bir tutuklunun dövüldüğü ve zorla soyundurulduğu iddialarına da dilekçesinde yer verdi.

 

Zorla berbere götürme iddiası

 

Bek, suç duyurusu dilekçesinde ayrıca, müvekkili Serkan Erdoğan’ın, 3 Ekim günü sakalını kesmediği gerekçesi ile 30 kadar infaz koruma memuru tarafından darp edildiğini, tehdit ve hakaretlere maruz kaldığını iddia etti.

Bek, “Müvekkil zorla darp edilerek berbere götürülmek istenmiştir.   Cezaevinde mahkumlar yönünden sakallarını kesmeye, tıraş olmaya zorlayacak bir hukuki zorunluluk bulunmamaktadır. Bu yönde bir düzenleme olsaydı da infaz koruma memurlarının müvekkili darp etmesi yine de suç teşkil edecektir” dedi.

 

Tutuklulara soruşturma açıldı

 

Tarsus Cezaevi’nde işkence ve kötü muamelenin sistematik hale geldiğini savunan Bek, cezaevi idaresinin yaşanan olayın hemen sonrasında tüm tutuklular hakkında ‘Sayım vermeme’  suçlaması ile disiplin soruşturması başlattığını, Erdoğan Alayumat ve Zeki Çiçek hakkında ise ‘İsyana teşvik’ suçlaması ile soruşturma açıldığını söyledi.

Bek, “Müvekkillerden kısıtlı görüşme zamanı içinde edindiğim bilgiler çerçevesine aktardığım suçların failleri halen görevlerinin başındadır. Faillerin şikayete konu suçların delillerini karartması ve aynı suçu tekrar etmeleri kuvvetle muhtemeldir. Delillerin karartılmasının önüne geçmek ve yaşanan insan hakkı ihlallerinin tekrar etmesini engellemek için Cumhuriyet Savcılığının gerekli şu tedbirleri alması gerekmektedir. İşkence ve kötü muameleye maruz kalan tüm tutukluların uzman bir hastaneye ivedi olarak  sevk edilerek  kapsamlı bir muayene ile  delil niteliğinde olan darp cebir izlerinin tespiti gerekmektedir.  Olay gününe ait cezaevi iç güvenlik kamerası görüntülerinin şüpheliler tarafından tahrif yada yok edilmesi ihtimali göz önünde bulundurularak el konularak incelenmesi gerekmektedir” dedi.

Bek, Tarsus Cezaevi idaresi, infaz koruma memurları ve kurum doktoru hakkında işkence ve kötü muamele, hakaret, darp, tehdit, görevi kötüye kullanma, iftira suçlamalarıyla dava açılmasını talep etti.